Devlette yangın alarmı: “Olağanüstü devlet biçimi”

Dokunulmazlık tartışmalarından bu yana Meclis’in pasifleştirildiği ve Kanun Hükmünde Kararnamelerle etkisizleştirildiği ortamda, muhalefet bileşenleri –mevcut haliyle– parlamenter sistemden kurtarıcı çıkmayacağını, böyle bir beklentinin hüsran olacağını deneyimlemiş ve görmüştür. İktidar bloku içindeki rekabetin ve hesapların ülkeyi uçuruma doğru sürüklediği bir dönemde koşulların çağrısı o ünlü sözdedir: “Demokrasiyi parlamentarizm olmaksızın düşünmek zorundayız.” / KANSU YILDIRIM devamı

Medyanın işlemediği bazı konular, mesela: Peki biz neden aldatılmadık?

Büyük Türk medyası aradan bir ay geçmesine rağmen 15 Temmuz Darbe Girişimi’nin özüne ilişkin bir dizi temel bilgiyi hâlâ araştırıp bul(a)madı. Demokrasi şölenlerinin heyecanından olsa gerek, ortada hâlâ çok sayıda yanıtlanmamış soru var. Bir de, aldatıldık/kandırıldık meselesinde ters açı: Peki biz neden aldatılmadık biliyor musunuz? / RAGIP DURAN devamı

Darbe girişiminde medya

Gazetecilik / habercilik savaş ya da darbe girişimi ortamlarında normal zamanlara kıyasla daha da büyük önem ve değer kazanıyor. Ama gazeteciliğin / haberciliğin olmazsa olmaz birinci koşulu bağımsız ve özgür olmak! 15 Temmuz medyasını değerlendirme girişimi / denemesi… / RAGIP DURAN devamı

“Normalleşme” varyetesi: “Krizler” ve İsrail’le askerî-ekonomik ilişkiler

Sermaye sınıflarının birikim sürecini düzenlemek ve askerî-endüstriyel kompleksi beslemek zorunda olan İsrail ve Türkiye ilişkilerini hiçbir zaman normalleştirecek kadar anormalleştirmemiştir. Kesintisiz askerî ve ticarî ilişkileri sürdüren iki ülke bütün “kriz fenomenleri”nin vuku bulduğu dönemde (yıllar arası oynamalara karşı) ekonomik ilişkilerini elleri ovuşturacak memnuniyet seyrinde tutmayı başarmıştır. / KANSU YILDIRIM devamı

Euro 2016: Milliyetçiliğin, propagandanın ve paranın deplasman hezimeti

Türk Millî Takımı Euro 2016’dan hezimetle ayrıldı. Oysa ki egemen medya kamuoyunu başarıya hazırlamıştı. Kupayı alıp gelecektik! Takımımızın değeri çok yüksek idi. Milliyetçi ajitasyon-propaganda, para-pul, gaz hiçbir işe yaramadı. Üstelik şimdi kimse bu başarısızlığın sorumluluğunu üstlenmiyor… / RAGIP DURAN devamı

Gazze’den Sur’a “acil kamulaştırma”

Aylarca devam eden sokağa çıkma yasakları ve yasak biter bitmez el konulduğu muhtarlara bildirilip beton bloklarla çevrelenen hanlar, okullar, parklar, binalar, evler, mahalleler… Kamulaştırma’yla açıklanamayacak el koymaların imdadına nicedir tozlu raflarda duran başka bir yöntem koşuyor; bir yöntem ki, ne kamu yararı şartına hacet var ne de kamu’ya. Osmanlı’nın “Zararlı Cemiyet”ine devrettiği, Yeni Türkiye’nin İsrail’den tekrar, tam da iki ülke ilişkilerinin rayına oturma sinyali verdiği şimdilerde devraldığı mirası: Acele Kamulaştırma. / ERSELAN AKTAN devamı

S. Demirtaş’la bir yılın muhasebesi: Selin içindeki ağaçlar gibi

“Saray”ın savaş hukukunun gereği olarak Meclis’e dayattığı ve esas olarak HDP’li milletvekillerini hedefleyen dokunulmazlıkların kaldırılması kabul edildi, fezlekeler Adalet Bakanlığı’nca savcılıklara gönderildi, Selahattin Demirtaş için 93 soruşturmadan 486 yıl hapis cezası, iki de müebbet hapis istendi. İstenen cezaları “yatar çıkarız” diye karşılayan, bugüne kadar söylediklerinden geri adı atmayan, barış içinde bir arada yaşama iradesini sürdüren HDP eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ı dinliyoruz… devamı

Ertuğrul Kürkçü’yle bir yılın muhasebesi: Amok koşusu ve akordeonun sesi

“Milliyetçi cephe” politikalarıyla istediğini 1 Kasım seçimleriyle alan iktidar, bir yandan toplumdaki dindar-muhafazakâr mobilizasyonu güçlendirirken barış arayışını terörizmle eşdeğer hale getirdi ve yüz sene önce yaşananların —bu kez fars değil, yine bir trajedi olarak— tekrar edeceği korkusunu da gündelik bir gerçeklik haline getirdi. Express’in 143. sayısı için 27 Nisan’da buluştuğumuz HDP milletvekili ve onursal başkanı Ertuğrul Kürkçü’yle uzun süren bir senenin muhasebesine koyulmuştuk… devamı

Podemos: Bir boş gösteren adayı

Bu pazar İspanya’da seçim var. Altı aydır hükümet kurulamadığı için çeşitli ittifaklara gebe olan bu seçim, aynı geçenki gibi, solun imkânları, sınırları, tavizleri veya cesareti, solun ilkesel tutarlılığı veya siyasi manevra kabiliyeti açısından bize çok şeyler söyleyecek. Express’in 141. sayısına gidiyor, bu seçimde de sol iktidar için kilit bir rol oynayan Podemos’a yakından bakıyoruz. / ULUS ATAYURT devamı

Başkanlık, Napolyonculuk ve “Yaşasın Sucuklar”

“Sivil darbe” olarak görülen eylem ve işlemin kendisine müsaade eden 1982 Anayasası’dır. Liberallerin gözlükleri arkasından AKP’nin sergilediği olağanüstü otoriter eğilimler, neoliberalizmin olağan işleyişinin sonucudur. Süreci okumak için yol gösterici sözcük aranıyorsa, bu “darbe” ya da “fiilî başkanlık” değil, “kriz” olacaktır. / KANSU YILDIRIM devamı

Liberallerden sonra, ulusalcıların aymazlığı…

Liberallerin içine düştükleri gafletin bir benzerini şimdi güya AKP muhalifi, kendisine “ulusalcı” diyenler yaşıyor. Siyasette Vatan Partisi ve az da olsa CHP’nin bir kanadında temsil edilen, medyada Sözcü, Aydınlık’ta köşe tutan, meslek kuruluşları içinde özellikle Barolar Birliği yönetiminde etkili bu zevat, özellikle Ak-faşizmin Kürt meselesine dönük şiddet politikalarının arkasında durarak Ak-faşizme moral destek sağlıyor. / MUSTAFA SÖNMEZ devamı

Bir cumhurbaşkanı bir meslek grubuna hakaret ederse…

Hukuk fakülteleri öğretim üyeleri, barolar, hukukçular dernekleri yaratıcı hukuki muhakeme yürütmeli ve eğer Cumhurbaşkanı nedamet beyan etmezse, karşı dava açmanın, hakaret davası açmanın formülünü bulmalılar. Ben bir ipucu vereyim… / TAHA PARLA devamı