Charlie Hebdo’ya saygı duruşu

Charlie Hebdo katliamı, tarifi zor bir şok yaşattı. Fransa’nın en ünlü mizah dergisinin mürettebatı yayın kurulu toplantısı esnasında hunharca tarandı, 12 kişi göz göre göre öldürüldü. Onlarla birlikte, özgür düşünceye, ifade hürriyetine, mizahın gücüne de kurşun sıkıldı. Pek çok boyutuyla bir milât olan Charlie Hebdo katliamı, yıkıcı bir etki yarattığı kadar, direnme azmini, kenetlenme arzusunu, aklın dogma karşısındaki mücadelesini de diriltti. Hebdocuları saygıyla anıyoruz… / ALİCAN TAYLA devamı

Odak ayarı

Olan oldu bir defa: Express’in 141. sayısı bir türlü olamadı. Bahar bitmeden dedik, yaz geldi, yaz bitmeden dedik, güz geldi, kış girmeden dedik, sene bitti. Yeni seneye başlarken bir hal beyanı farz oldu. Bir özet yapalım dedik, cümleler cümleleri kovaladı, memleket gündemi dergi bahsini solladı, ortaya pehlivan tefrikasından hallice bir meram çıktı. Orasını yonttuk, burasını kırptık, ne fayda… Yokuş yukarı bir koşu oldu, okuyana aşk olsun oldu. “Olan oldu bir defa, bari hepimize yarasın” diyelim, tam olsun… devamı

Biber gazı: Savaşta yasak, barışta serbest

Dün İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde düzenlenen “Biber Gazı Yasaklansın Tıbbî Sempozyumu” biber gazı kullanımının dehşetengiz tehlikelerine işaret ederken Türkiye, Güney Kore’den astronomik miktarlarda biber gazı ithal etmeye hazırlanıyor. Son senelerde pek çok vatandaşımızın hayatına kasteden biber gazını ve dünyadaki uygulamaları bu sene konu hakkında etraflı bir kitap yayınlamaya hazırlanan Bournemouth Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Anna Feigenbaum ile konuştuk. devamı

Din çarpması, firavunluk tehlikesi

Bugün dindarların farklı düşünmesini, iktidarı farklı yorumlamasını sağlayacak anahtar kavramlar yok mu yahut hangi esaslarda, nasıl bir dil birliğinde anlaşılıyor? Din ve devlet işlerinde muhalif İlahiyatın sınırları nerelerden çizilebilir? İktidar aygıtının bir yanıyla eski, bir yanıyla yeni norm ve kabullerini, günümüz siyasetindeki büyük kırılmaları Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden Prof.Dr. İlhami Güler’le tartıştık… devamı

Ciguli’ye veda: Bu imajda kalasın!

Çok değerli bir müzisyeni, gerçek bir Balkan mirasını, bir şen ruhu yitirdik: Ciguli, daha 57 yaşındayken aramızdan ayrıldı, acı haber Sofya’dan geldi. 14 yıl öncesinden Roll söyleşisiyle veda ediyoruz… devamı

Arda

Senaryoları, fotoromanları, önce gitarist (Vahşi Kediler), sonra menajer ve muhabir olarak müzik hayatı, Milliyet’te, isim babası olduğu Hey’deki gazeteciliği ve ’80’lerin ikinci yarısının dillere destan dergisi Nokta’daki yayın yönetmenliği… Sonrasında, birçok yayındaki röportajları, yazıları… 28 Ağustos’ta yitirdiğimiz Arda Uskan’ı, o hakikaten müstesna insanı özlemle anıyoruz. Toprağı bol olsun. / YÜCEL GÖKTÜRK devamı

Muhalefet bağımsızlığın iksiridir

Bir gazete, radyo ya da televizyon bağımsız olmazsa, okura/yurttaşa dünyada/memlekette olup biteni, doğru, çok yanlı, inanılır, güvenilir, dengeli ve hızlı bir şekilde veremez. Son yirmi-otuz yıl içinde dünyada ve Türkiye’de medya organları bağımsız olabilmek için çeşitli girişimlerde bulundular, bulunuyorlar. Bazı örnekler ve çözüm için bir öneri… / RAGIP DURAN devamı

Metin Göktepe gazeteciydi, bunlar değil!

“Kötülük Toplumu”nda iyi medya da olmaz, düzgün gazeteci de. Mesleğimiz, gerçeğe ulaşma mesleği. Ama onlar, iktidarın kekeme sözcülüğüne çoktan soyunmuşlar. Hukuk olmayınca memlekette, ilke ve onur da olmaz meslekte. Onların Menderes’i, Özal’ı filan varmış. E bizim de bir muhalefet, direniş geleneğimiz vardır yani… / RAGIP DURAN devamı

Ölüler dokuzcanlıdır

12 yıllık rejimin ölümünün ilanını 30 Mart gecesi mevtanın bizzat kendisi yaptı. Hanedanıyla balkona çıktı, tekbir sesleriyle uğurlandı. Teslim edelim, sandıktan çıkan yüzde 43 oy görkemli bir vedaydı. AKP seçmeninin “Velinimet”ini ölüm döşeğinde yalnız bırakacağı düşünülemezdi elbette. / YÜCEL GÖKTÜRK devamı

Devletleşen AKP, değişmeyen devlet

12 yıllık AKP deneyimi, kitlelere devlet üzerinden kendilerini tasavvur edebilme ve bundan haz almanın yolunu da açtı. Bu açıdan AKP-devlet ilişkisi üzerine düşünürken, partiyi sadece toplumsal bir hareket olarak değil, aynı zamanda devlet tarafından dışlanmış kitlelerin kendilerini devletle yeniden özdeşleştirme girişimi olarak görmek bize bugüne dair daha doğru bir resim verebilir. / DORUK TATAR – K. MEHMET KENTEL devamı