Kaybedenler Kulübü’nün görkemli üyesi: Behzat Ç.

“Behzat Ç”, şüphesiz, Türkiye dizi tarihinin yüzaklarından biri. Hatta, daha ikinci sezonunda kültleştiğini söylemek mümkün. Hal böyleyken, MHP milletvekilinden Yeşilaycısına, diziye takmayan da yok. En son Bülent Arınç da diziyi “sıkı takip ettiklerini” açıkladı. Express’in son sayısındaki dostlararası tartışmayı buraya taşırken ve dizinin yeni bölümüne kendimizi hazırlarken, altını çiziyoruz: “Behzat Ç’ye dokunmayın!”

Bir mukayese: The Wire vs. Behzat Ç.

Bu bir Ankara havasıdır TV tarihimizdeki müstesna yerini çoktan aldı “Behzat Ç”. En pahalı yapımların bile tel tel döküldüğü, reklam kaygısının lastik gibi uzattığı dizi sürelerinin her türlü pespayeliğe kucak açtığı, rakiplerinin “Arka Sokaklar” düzeyinde kaldığı bir dönemde aksini iddia etmek ayıp kaçar. Yanına bir de dönemdaşı saykodelik mahalle dizisi “Leyla ile Mecnun” yazılmaz mı? […]

Cihan Kırmızıgül için Taksim notları

Türkiye yargısının hukuk dışı kararlarına dün bir yenisi daha eklendi, 25 ay tutuklu yargılanan üniversite öğrencisi Cihan Kırmızıgül’e, hakkında herhangi bir delil ve tanıklık olmamasına rağmen, 11 yıl 3 ay ceza verildi. Davanın uyandırdığı doğal tepki, dün akşam Taksim’den Galatasaray’a yürüyüşle anlık karşılığını buldu. Cihan Kırmızıgül kararının ardından Taksim’de buluşanları dinliyoruz…

Cihan Kırmızıgül’e 11 yıl 3 ay

Müjde, yeni bir Pınar Selek davamız daha oluyor. Hakkında boynuna sardığı puşi dışında bir delil bulunamayan, 25 ay tutuklulu kalan Galatasaray Üniversitesi öğrencisi Cihan Kırmızıgül, 11 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Özel Yetkili Mahkemelerin, Terörle Mücadele Kanunu’nun keyfîliğini ve acımasızlığını gösteren dava, Türkiye Cumhuriyeti hukukunun vahim durumunu bir kez daha gözler önüne serdi. Mehmet Ağar kendi seçtiği hapishanede iki yıl yatarken Kırmızıgül’ün bu cezayı almasına sebep olan zihniyet, yeni, “sivil” anayasa çalışmalarına başladı.

Bir kifayetsiz muhteris: İskender Pala

Türkiye tiyatrolarında deprem var. Şehir Tiyatroları’na belediye bürokrasisinin el koymasının ardından, Devlet Tiyatroları da özelleştirme tehdidi altında. “Nasıl olsa az kişi dinliyor” diye TRT3 yayınlarını Anadolu’dan çeken zihniyet, gözünü karartmış vaziyette.

İskender Pala’nın çok satan romanı: “Şah ve Sultan”

Derin Alevîfobi İskender Pala’nın ilk baskısı Ekim 2010’da yapılan “Şah ve Sultan”ı son 15-20 yıldır sıkça rastladığımız tarihî romanlardan biri. Kitap çok geçmeden yeni baskılar yaptı, uzun süre çok satanlar listesinde kaldı, yazarı çeşitli televizyon programlarına konuk edildi. Fırsat bulup izlediğim programların birinde Taha Akyol, “İsmail” (1999) adlı, hemen hemen aynı konuda bir başka tarihî […]

Türkiye’nin Ortadoğu emelleri

Esad Erdoğan

Ortadoğu’da kartlar her gün yeniden karılıyor, ittifaklar, pazarlıklar ve tehditler her geçen gün anlam değiştiriyor. Türkiye’de Kürt sorunu hayatımızın her alanını etkileyen başlıca unsur olmayı sürdürürken, geniş bir çerçeveden analiz edilmeyi de hak ediyor. Türkiye’nin “bölgenin abisi” olma emelleri ne oranda gerçekçi, BDP’nin Amerika ziyaretinin sebeb-i hikmeti ne, Irak ve İran’ın politikaları hangi yönde seyrediyor? Suriye cephesindeki gelişmeler nasıl ilerliyor? Ulusal Kürdistan Konferansı’nın arkaplanında neler yatıyor? “Bölgede hava durumu”na bağlanıyoruz. / İRFAN AKTAN

Bir Taraf Klasiği: İtinayla Tarih İmal Edilir

Halil Berktay solla hesaplaşmasında –şimdilik– en büyük adımını attı herhalde: 1 Mayıs 1977 katliamından kontrgerillayı çıkardı, tüm sorumluluğu suç ve günahları say say bitmez sola yükledi. “Solun bir efsanesi daha yıkıldı… Bir tabu daha devrildi…” Günlerdir bunu konuşuyoruz, gerçekten büyük başarı. / TORA PEKİN

İlhan Cihaner’le “MİT Yasası” ve ötesi

Yargının hükümete ters köşe yapan MİT soruşturması, yasa marifetiyle bertaraf edildi. Gelgelelim, krizin aşılma şekli de, ortaya çıkış sebepleri de, Türkiye’nin sistemik bir kriz içinde olduğunu hepten alenîleştirdi. Yangından mal kaçırırcasına çıkarılan “MİT yasası”nın Genel Kurul’a havale edilmeden önce tartışıldığı TBMM Adalet Komisyonu toplantısına katılan CHP Denizli milletvekili İlhan Cihaner’le sistemik krizi enine boyuna konuştuk.

“Suça itilen çocuklar” ve cezaevleri

Nisan 2010’da, Express’in 109. sayısının kapağında “23 Nisan’ı bir de onlara soralım” demiştik. Onlara, yani Terörle Mücadele’den yahut adi suçlardan cezaevlerine atılan çocuklara, “ellerinde üç noktalı dövme” olanlara… Hapishane koşulları ve devasa eğitim sistemi tartışmaları yeniden gündemdeyken, hatırlamanın tam vakti: Hacettepe Üniversitesi öğretim üyesi Özlem Cankurtaran Öntaş’ın “Suça İtilen Çocuklar —Cezaevinin Anlamı” başlıklı araştırmasının ardından Express’e anlattıklarını naklediyoruz…