Bir+Bir 17, Arzuhal

İçerik, dışarık

Bir anlasam şiirden

Şiirden ne anladığımı bilsem

Şiir olsun diye değil

Sahiden anlamam

O halde gelsin şair, gelsin “Seferis ile Üvez”. İtalikler bizim, dizeler Süreyya Berfe’nin.

Balıkçı

Tablasına yatmış

Uyuyor bir kedi

Aylardan ne diye soruyor

Dünyalının biri

Günlerden 17 Haziran… “17 Haziran, diye mırıldandığımı hatırlıyorum. Doğuma en uygun tarih olacağını düşündüm… Bir günlük yolculuk için hızla iyileşmeliydim.” Pelin Özer’in “17 Haziran”ı sayfa 53’te.

Serseri bir keder

yol alır yol olur gider

W.G. Sebald’ın “İyileştiren yürüyüşü” sayfa 56’da.

Ey Kavafis ey Seferis

Denizin ve gökyüzünün

ne kadarı senin

ne kadarı benim

“Kimilerinin soyağacında dallar kesilmiştir. Buna kederlenip mağdurların safına geçtiğin zaman ‘piç’ oluyorsun. Resmî dilin onayladığı biri olmaktansa hakikatin piçi olmak daha iyidir.” Sayfa 11, Turgut Yüksel “Tarihte Bugün”ü anlatıyor.

Bahar mı ilkbahar mı

İlk yaz mı ne karınağrısıysan

Açılsak bahara artık. Bırakmazlar ki…

Pencere açık

Perde yarı açık

Bastım yelkeni gidiyorum

Rüyaların koylarına

Jerez diye bir yer var Endülüs’te. Joacquin Grilo anlatıyor, sayfa 48’de. Sonra da, sayfa 50’de David Dorantes alıyor sözü. “Ah o eski solea’lar…”

Ham ipeksin flamenco

Kalbimi sardın

Bırakma tırmala

Jerez oradaysa Buenos Aires burada.

Aşkı

Şehveti ve tutkuyu

Onlar kadar bilmediğimden

Gidemiyorum tango derslerine

İstediğim halde

Renklerden konuştuk Bülent Erkmen’le, sokak tabelalarının kırmızısından, Metin Erksan’ın “mavi”sinden. Nasıl ki Erkmen bir Alex değilse, Erksan da bir Kiyeslovski değil. Süreyya Berfe’nin Kiyeslovski’ye ithaf ettiği bir şiiri var, adı “Mavi” tabii. Aşağıdaki ise yaprak yeşili, bayrak kırmızısı, kum mavisi.

Sabah sabah

Her günkü yolumun üstünde kauçuk yaprakları

Bu renk poyraz 5-7

Bu kıvrım yıldız karayel 8-10

Açılsak bahara artık

Bırakmazlar ki şu kadar PPKli etkisiz hale getirildi

Şu kadar şehit

“İki Dil Bir Bavul”un Zülküf ‘ü büyümüş, Hasan olmuş, dağa çıkmış. “Babamın Sesi”nin yönetmeni Zeynel Doğan anlatıyor, sayfa 24’te. Kum mavisi demiştik…

Sabah sabah

Her günkü yolumun üstünde

Kumlanmaktan çürümüş

Ciğerleri sönük

Kavruk hayatlı

Jean yaprakları

1970’lerin Cem Karaca Dervişan’ı olsa bu şiir müzikle buluşurdu muhakkak. Anadolu rock böyle bir şeydi, başka şeylerin yanısıra. Sayfa 37’de eni konu anlatıyor Taner Öngür.

Bizim kuleye bakıp

“Karşıtın ne senin?” diye sordum

Hiç düşünmeden cevap verdi

Kuyu”

Ve devam etti

“Cem bey

kuyu olduğumu unutmadan

heykele dönüştürmüş beni”

Replikas (sayfa 34) çıkarıyor replikayı:” Sual eyle bizden evvel gelene / Kim var imiş biz burada yoğ iken.”

İki akşam bir arada olmalı

Biri eski –çok değil–

Biri yeni –o kadar değil–

İki akşam gibi olmalı

Şahidimiz kalbimiz

Nasıldı kalbimizin ilk akşamı

Hatırlamış gibi yapalım

Yine de iki akşam bir arada olmalı

Yaşanmış ve yaşanacak olan

İkisini de aynı anda, aynı yerde

Aynı durumda karşılamalı

Taner Öngür anlatıyor. Langırt salonundaki müzik dolabında dinleyip durduğu Rolling Stones şarkısını: “Time Is On My Side”…

Yarına yol açıyorum

Yolu yarına açıyorum

Anlamak için böyle yaptım

Anlarım diye yolu

Yarına açmayı

“Arzuhal”, Bir+Bir, sayı 17, Mayıs-Haziran 2012