BiR+BiR 010

JAKLİN ÇELİK
Sıçanların ciyaklamaları
“Öfkenin Şenliği” hepi topu 110 sayfa, ama bu incecik roman, ciltler dolusu tarihin anlattıkça eksilttiği bir hikâyeyi resmediyor: 1915 sonrasını. Daha doğrusu, 1915’te ölen şeyin ardında bıraktığı karanlık mirası. Görünürde bir ana ve iki kızının hikâyesi gibi duran bu romanın okuyan herkesi elinden tutup derin bir söz kuyusunun başına götüresi var sanki, götürüp de getirmeyesi. Jaklin Çelik’e “Öfkenin Şenliği”ni, 1915’i, Türkiyeli bir Ermeni yazar olarak bu hikâyeyi nasıl yazdığını, kaynaklarını sorduk. O ise hikâyesini bir tarafa bırakıp kendisini başkalarının yerine koydu. Zira, hikâyeyi yazma sebebi de 1915’ten “kendi payına düşeni üleştirmek”ti.

BİR “AÇIK YAPIT”
Atatürk’ün gözleri
Extramücadele’nin sayfamızdaki yapıtı bize ne söylüyor olabilir? Gizledikleriyle, vurguladıklarıyla, ilk bakışta bıraktığı intibayla, uzun uzun baktıktan sonra hatırlattıklarıyla? O Arapça harflerin anlamını çözdükten sonra resim nasıl bir boyut kazanabilir, yoksa boyut mu yitirir? Bir “açık yapıt” okumasına girişirken sormadan edemiyoruz: Atatürk sahiden yaşadı mı patron?

“ATIŞ SERBEST”
Karanlığın kahkahası
Studio 4, birkaç aydır acımasız bir şiddeti ilmek ilmek örüyor,
izleyicisiyle arasında bir cinaî şebeke kuruyor. Doğaçlamaya ve harekete açık olan “Atış Serbest” kahkahalarla yahut tepkilerle karşılık bulurken, memleketteki linç iklimi, üç gencin deliliğe meyilli ruh haliyle anlatılıyor. Seyircilerini doksan dakika gerilime maruz bırakan oyuncular Fatih Gençkal, Zinnure Türe, Şafak Ersözlü ve yönetmen Onur Karaoğlu’yla konuştuk…

MICHAEL CASHMAN
2, 4, 6, 8 işte kerteriz
Hrant Dink İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Konferansı’nın bu yılki konuğu, Britanyalı aktör, insan hakları ve LGBT hakları savunucusu, İşçi Partili Avrupa Parlamentosu üyesi Michael Cashman’di. Boğaziçi Üniversitesi’nde 14 Ocak’ta düzenlenenkonferansta “Düşün ki Yabancı Sensin: Lezbiyen, Gey, Biseksüel ve Transcinsiyet Bireylerin Haklarını Savunmak” başlıklı bir konuşma yapan Cashman’e mikrofonumuzu uzattık.

TRİESTE MEKTUBU
İbnelik yapma İtalya
Homofobinin ne milliyeti var, ne ırkı, ne dini. Eşcinseller her yerde, her kesimin nefret yüklü oklarının hedefi. Dışlanma, horlanma bir yana, doğrudan fiziksel şiddet de hiç eksik olmuyor. İtalya’daki manzarayı Trieste’de mukim muhabirimizden dinliyoruz…

AÇIK MASA
İştiyak ile iştirak
Güncel sanatın sosyal bilimlerle ve sosyal kitlelerle bağını sorgulayan, bu bağı kurmaya çalışan bir girişimdi Açık Masa toplantıları. Bir galeri olmakla yetinmeyip aynı gayeleri düstur edinmeye çalışan Depo’da, yıllar sonra yine Mürüvvet Türkyılmaz’ın öncülüğünde, İştirak program başlığı altında düzenlenmeye devam ediyor bu etkinlikler. Pelin Tan ve Yaşar Adanalı, Erinç Seymen, Elmas Deniz ve Selim Birsel’in konukluklarının ardından Açık Masa’nın vardığı yerin muhasebesini Mürüvvet Türkyılmaz, Depo ekibinden Asena Günal’la birlikte yaptı…

MELİS DANİŞMEND
Ağaç gibi durabilmek
Gazeteciliğini Radikal ve Rolling Stone’dan, müzisyenliğini cover grubu Spitney Bears ve ilk albümünü beraber yaptığı üçnoktabir’den biliyoruz. Melis Danişmend, iri riff’lerden, büyük gitarlardan uzak, agresyonu içinde saklı yeni albümü “Bin Doz Öfke”yle şarkıyazarlığında olgunluk evresine doğru ilerliyor…

JEHAN BARBUR
Mutluluk rakıları
Ona “dişi Ortaçgil” diyorlar. Yerinde bir saptama. Ortaçgil’e benzediği, onu taklit ettiği için değil, kendi cümlelerini, kendi söyleyişini kendi yordamınca arama cesaretini gösterebildiği için, müziğini özenle işleyebildiği için Jehan Barbur Ortaçgil’le akraba. İkinci albümü “Hayat”ın başlığı biraz iri ve iddialı belki ama, şarkılar öyle değil. Albüme sinen caz sedasının altını çizdiği soruları, kuşkuları, hayata dair durumları Barbur’la konuştuk, karşılıklı birer kadeh rakı koymadan evvel…

TEOMAN KUMBARACIBAŞI
Sarı çiğdemin izinde
Onu filmlerden (en son “Eyyvah Eyvah 2”), dizilerden (en son “Kılıç Günü”) tanıyoruz. Bir de Acaipademler diye grubu ve taş gibi albümü var. Konserlerini yakalarsanız, LP güzelliğini aratmayacak kartonetiyle “Marshall Planı”nı edinebilir, kendi abdallığınıza doğru bir adım atabilirsiniz. Bakalım Teoman Kumbaracıbaşı hangi boyuttaymış…

TİMUÇİN ESEN
Virajların sonu şarkılar
Evet, “Hırsız Polis”in Çınar’ı ama, aynı zamanda “Gönül Yarası”nın Halil’i, “Gurbet Kadını”nın Hakkı’sı, hatta “Kapalıçarşı”da ilk defa gördüğümüz üzre basbayağı şarkıcı… Timuçin Esen ilk albümü “Mayhoş”a girişmezden çok önce el atmış müziğe. Bar programları, İngilizce besteler derken, şimdi karşımızda kendi üslûbunu kurmuş, modern rock’ta yoğrulmuş bir şarkıyazarı var. Bakalım onu “Mayhoş”a getiren virajlar nelermiş…

BİROL TOPALOĞLU
Bacadan küt diye düştük
Birol Topaloğlu 1997’de “Heyamo” albümüyle Lazcanın büyük, fakat unutulmuş birikimini gün yüzüne çıkardığında, kültürel bir canlanışın dafitilini yakmıştı. Yeni albümü “Kıyı Boyu Karadeniz”de sadece Lazca değil, bu tarihsel coğrafyanın sahibi olan başka kültürlerin de eserleri var…

TEFRİKA: CEMAL KAFADAR’LA ŞARKILI TARİH (9)
Dişi aslan aslan değil mi?
Tefrikamızın dokuzuncu bölümünde Kesmeşeker ve Bülent Ortaçgil eşliğinde futboldan girip yeniçerilere ve kadınlar âlemine uzanıyoruz…

KÜRT ROMANI OKUMA KILAVUZU
Geç kalmış bir heyecan
Özlem Galip ve Abidin Parıltı’nın meşakkatli çalışması, 1935’ten günümüze 242 Kürtçe romanın yayınlandığını ortaya koydu. “Kürt Romanı Okuma Kılavuzu”nda Fırat Ceweri’den Erebê Şemo’ya, Bavê Nazê’den Mehmed Uzun’a yirmi Kürt romancının edebiyat serüvenini ve eserlerini inceleyen Parıltı ve Galip, Kürt edebiyatının dönüşümünü ve genel özelliklerini, TRT Şeş’in yarattığı ayrışmayı anlatıyor.

FIRAT CEWERî
Bir harf niye yasaklanır?
Kürt edebiyatının önde gelen isimlerinden Fırat Cewerî, son iki romanında sürgünden dönen kahramanlarının ülkelerinde yaşadığı yabancılığı, kuşak çatışmalarını irdelerken Kürt siyasetini de ince ince eleştiriyor. 1980’de İsveç’e göç eden, onu aşkın kitap yazan, Çehov, Steinbeck ve Dostoyevski’nin eserlerini Kürtçeye kazandıran Cewerî’yle Kürtçeyi, sürgündeki Kürt edebiyatını konuştuk.

DERSİM’İN UNUTULMUŞ ŞAİRİ SEY QAJİ
Hakikat ceminin sazı
Yaptığı derlemelerden bazıları çeşitli isimlerce (mesela Kardeş Türküler ve Şiwan Perwer’ce) okunan, 1991’den bu yana Almanya’da yaşayan Daimi Cengiz, tarihin tozlu yapraklarından bir Dersim şairini, klamlarını ve deyişlerini çıkardı. Dersim’i barajlara boğmak isteyenlere Sey Qaji’nin söyleyecek sözleri var…

GÜRSEL KORAT
Öyle bir durur zaman ki
Gürsel Korat’ın ilk romanı “Zaman Yeli” 1994’te yayınlanmıştı. O tarihten bu yana öykü, deneme, inceleme ve senaryo gibi pek çok alanda ürün verdi. “Kalenderiye” romanıyla geçtiğimiz yıl Dame de Sion Edebiyat Ödülü’nü kazandı. Korat’la son romanı “Rüya Körü”nü konuştuk.