BiR+BiR 24

İstanbul park forumları: Bir halaya girer gibi
17 Haziran’dan 10 Temmuz’a, Abbasağa, Cihangir, Etiler, Kartal, Maçka, Okmeydanı, Nurtepe, Sarıyer, Yoğurtçu forumlarından notlar…

“Yeryüzü Sofrası”ndan çilingir sofrasına: Ayıldık!
Gezi’nin yaratıcılığı durmak bilmedi. Parktan çekildikten hemen sonra kentin semtlerine yayılan park forumlarını ramazanda “Yeryüzü Sofrası” adı verilen iftar buluşmaları izledi. Antikapitalist Müslümanların yurdun her yerinde kurduğu mütevazı halk sofraları, Gezi pratiğini yepyeni bir mecraya taşımakla kalmadı, AKP’nin şaşaalı sponsor iftarlarını bertaraf etti. Bir tık daha ileri gidip soruyoruz: Yeryüzü sofrası acaba “paylaşarak kaynaşma” esasına dayanan çilingir sofrasıyla buluşur mu?

Emin Alper’le Gezi üzerine: Mücadele hazzı
“Türkiye’de Öğrenci Hareketi 1960-1971” başlıklı doktora tezinden hareketle, “Tepenin Ardı”nın yönetmenine Gezi’nin önünü ardını sorduk…

Meydan okuması: Beyazıt’ın kadim tarihinden Taksim’im kısa geçmişine
Meydan sözcüğünün siyaset jargonundaki yeri malûm. Kitlelerin meydanlara dökülmesine karşılık iktidar sahiplerinin en büyük silahlarından biriyse, meydanları kendi manifestoları gibi inşa etmek ya da yenilemek. Taksim’in hikâyesi son 100 yıla aitken, Beyazıt Meydanı sadece Osmanlı dönemindeki varlığıyla 500 küsur yıllık bir tarihin üzerinde uzanıyor. Şu günlerde iki meydanın tarihine bir arada bakarak bellek tazelemek her zamankinden daha elzem.

Yedikule’de bostan katliamı
Önce pazılar gitti, ardından semizotu, turp, fasulye, biber… Hâlâ civar mahallelerine sebze-meyve sağlayan Yedikule suriçindeki meşhur bostanların sonuncuları, İBB’nin dev park projesiyle Fatih Belediyesi taşeronluğunda yok ediliyor.

Gezi Direnişi’ne karşı sağ cenah okumuşları: Entelekt’ten istifa edenler
Gezi Direnişi sağ entelektüellerin feleğini şaşırttı. Gezi’ye dek binbir cambazlıkla “suret-i hajtan yana” görünmeyi beceriyorlardı. Gezi’yle birlikte “aslına rücu etmek” deyişinin hakkını verdiler. O cenahın zihin haritasını izlemek üzere, Tuncay Birkan’ın kılavuzluğunda, Yayıncılar Birliği’nin 27 Haziran tarihli bildirisine gösterilen tepkiye yakın plan yapıyoruz.

Hodri meydan: Gezi Direnişi neydi, nereye varır?
Gezi’nin en büyük faydası, iktidarın söylemini ve fiyakasını alaşağı etmek oldu. Peki bundan sonra ne olacak, hareket nereye evrilecek? Ogan Güner’in kalemiyle, buyurun bir fikir jimnastiğine.

Gülseren Adaklı’yla “Türkiye’de Medya Endüstrisi” üzerine
Anaakım medya Gezi eylemlerinde üç maymunu oynamakla kalmadı, AKP’nin propaganda aygıtının “Büyük Oyun” senaryosuna hizmet etti. “Türkiye’de Medya Endüstrisi: Neoliberalizm Çağında Mülkiyet ve Kontrol İlişkileri” kitabının yazarı Gülseren Adaklı’ya bağlanıp hem yaygın medyanın AKP dönemindeki dönüşümünü hem de kitle iletişiminin geleceğini dinliyoruz.

Leylâ Erbil’in ardından
Son kitabı “Tuhaf Bir Erkek” Gezi’ye iki ay kala çıkmıştı. Gezi direnişinin 47. gününde, 13 Temmuz’da, 82 yaşında hayata gözlerini yumdu. Hikâyeleri ve romanlarıyla Türkçeyi, gelenekleri ve toplumsal kalıpları hallaç pamuğu gibi atmış, edebiyatımızda derin bir iz bırakmıştı. Ölümünün ardından Gezi’nin banklarına boşuna Leylâ Erbil kitapları bırakılmadı.

Nar Photos on yaşında
On yıldır bağımsız ve kolektif bir “foto-muhabirlik” faaliyeti yürüten Nar Photos’un ortak portfolyosu, Türkiye’nin son on yılının toplumsal tarihinin özeti niteliğinde. Kentsel dönüşüm başlığı altındaki bazı çalışmalarını geçtiğimiz ay İletişim’den yayınlanan “Milyonluk Manzara” isimli kitapta, memleketin önde gelen yazarlarından metinlerle birlikte topladılar. Nar’cıları dinliyoruz.

Yeni albümleriyle Ekin Fil & Biblo
2009’da ilk ve tek albümü “Monsters Exist”i çıkaran Proudpilot’ın iki kızkardeşini yazılarından, radyo programlarından, DJ-set’lerinden de tanıyor olabilirsiniz, ama birkaç senedir solo albümler de yayınlıyorlar, ambient’a, noise’a, drone’a göz kırpan, ses dalgalarıyla, vokal akıntılarıyla, gürültü alıntılarıyla ilerleyen, insanı kapıp götüren müzik manzaraları çiziyorlar. Bu sene Pınar’ın Biblo’su “Moved”, Ekin’in Ekin Fil’i kendi adını taşıyan yeni albümleriyle arz-ı endam edince, Üzeltüzenciler hemşirelerle bir masaya oturduk.

Daft Punk’tan yolculuk davetiyesi
Alâyıvalâyla yaz aylarını açan Daft Punk’ın yeni albümü “Random Access Memories”, büyük iddiasını taşıyacak nitelikte bir albüm. Ama işte, âlem gider Mersin’e, Daft Punk gider tersine. ‘95’ten bu yana dünyaya robot kasklarının ardından bakan Fransız elektronik müzik ikilisinin konuşkan üyesi Thomas Bangalter yeni albümün analog ve akustik yapısını öyle laflarla anlatıyor ki, bunları başkası dese “yobaz rock’çu” olur çıkar.

Edebiyat Gardırobu: Aşkın eline taktığı eldiven teki
Necip içim, kokusuyla, cismiyle o eldiven teki, adeta Suat’ın ta kendisi olur çıkar… Bu ayki gardırop parçası, Mehmet Rauf’un “Eylül”ünden.