Bir+Bir 25 (Eylül-Ekim 2013)

Tuncel Kurtiz’in ardından

Sesi hâlâ kulaklarımızda. Aniden, hiç belli etmeden, ardına takıp on bin mülhid yoldaşını, gitti Dionisos’un topraklarına. Tuncel Kurtiz’i Roll’daki “blind-test” ve “Dark Side of the Moon” söyleşilerinden bir derlemeyle uğurluyoruz.

13. İstanbul Bienali, kent, kültür, politika

13. İstanbul Bienali, hele bir de “kamusal simya”, “barbarlık” gibi temaları masaya serince, tartışmalarla yola koyulmuştu. Ve derken Gezi’ye çarptı. Şimdi, 20 Ekim’e kadar, ilk tasarlanandan çok farklı düşüncelerle, beş adreste —ve bu seferlik beleşe— izleyicisini bekliyor. İnsan ister istemez düşünüyor: Gezi’nin vaat ettikleriyle Bienal’in sundukları arasındaki uçurum nasıl kapanacak? İmece – Toplumun Şehircilik Hareketi’nin yazısı…

Herkes İçin Mimarlık

Son yirmi senede gündelik hayatımıza giren bir sözcük var: Star mimar. Kentlerin tarihte hiç olmadığı hızda göğerdiği şu günlerde mimarlıkta onlar ön planda. Oysa yaşadığımız yeri şekillendiren mimarlık starlara bırakılmayacak kadar kolektif bir alan. Bunun farkında olan bir ekibe, Herkes İçin Mimarlık Derneği’ne bağlanıyor ve çalışmalarına kulak veriyoruz.

“Saf İçkin Yaşam” ve Gilles Deleuze

Deleuze’ün edebiyat üzerine yazılarını bir araya getirdiği ve edebiyata dair düşüncesinin iki anahtar kavramıyla isimlendirdiği “Kritik ve Klinik”, Norgunk’tan yayınlanmıştı. Deleuze’ün İngilizce çevirmenlerinden felsefeci Daniel W. Smith’in “Kritik ve Klinik”in ABD baskısına yazdığı önsöz “Saf İçkin Yaşam” da geçtiğimiz aylarda yine Norgunk’tan, Emre Koyuncu çevirisiyle çıktı. İki Deleuze çevirmeninin söyleşisini büyük düşünce adamının dünyasına girizgâh niyetine dikkatlerinize sunuyoruz.

Belmin Söylemez’le “Şimdiki Zaman” üzerine

2012’de, İstanbul Film Festivali’nde gösterildikten sonra Almanya’dan Hindistan’a, Tayvan’dan Fransa’ya uzun bir dünya turuna çıkan “Şimdiki Zaman” nihayet eylül ayında gösterime girdi. Daha önceki kısa filmlerinde de İstanbul’un kıyısına köşesine odaklanan Belmin Söylemez ilk uzun metraj filmini anlatıyor.

Sanem Öge’yle “Şimdiki Zaman” ve tiyatro üzerine

Sanem Öge’yi tanıdığımızda meslektaşımızdı, çeşitli yayınevleri üzerinden, gazete haberlerinden hasbıhal geliştiriyorduk. Asıl mesleğini, tiyatroculuğunu geç keşfettik, sonra da kendisini hep sahne tozuyla takip ettik. İlk film deneyimindeki, “Şimdiki Zaman”daki başarısına, Mina’yı bu denli gerçekçi yansıtışına doğrusu şaşırmadık. Sanem’le Mina’ya varan oyunculuk macerasını konuştuk.

Deniz Akçay ile “Köksüz” üzerine

32. İstanbul Film Festivali’nde Seyfi Teoman En İyi İlk Film ve Radikal Gazetesi Halk Ödüllerini kazanan “Köksüz”, baba çıpasını yitiren bir ailedeki çatışmaları konu alıyor. “Köksüz”ün otobiyografik niteliklerini ve aile kavramının psikanalitik boyutunu uzun yıllar senaryo yazdıktan sonra kamera arkasına geçen yönetmen Deniz Akçay’dan dinledik.

“Sound System”: The Clash külliyatı bir kutuda

1976’dan ‘86’ya, dünyada The Clash fırtınası esiyordu. Yakaladıkları kimya, bugün hâlâ dinleyeni diriltici nitelikte. Grubun gitaristi Mick Jones, birkaç senedir Clash şarkılarını teknolojinin son imkânlarıyla elden geçirmekle meşguldü. Ve sonuçta ortaya, beş stüdyo albümüyle, demolarla, görüntülerle, hediyelik eşyalarla bir “nesne” çıktı. Mick Jones anlatıyor.

Elvis Costello’dan “Wise Up Ghost”

Elvis Costello aslen punk’çı, belki de bu zihin açıklığı sayesinde neye el atsa çiçekler açtırıyor. Yeni albümü “Wise Up Ghost and Other Songs”da denemelerine berdevam: Bu sefer de canlı icralarıyla tanınan hiphop / neo-soul ekibi The Roots’la stüdyoya kapanmış.

Yurdal Çağlar’dan ilk albüm: “Fituyuca”   

Ela Kori Mu grubuyla tanıdığımız, kendi triosuyla çeşitli festivallerde, Nardis’ten Gitar Cafe’ye kulüp programlarında izlediğimiz caz gitaristi Yurdal Çağlar, kendi bestelerinden oluşan ilk albümü “Fituyuca”ya giden yolları anlattı.

Cevat Çapan’dan “Su Sesi”

Cevat Çapan’ın yeni şiir kitabı “Su Sesi” vesilesiyle şiir çevirmenin inceliklerinden Oktay Rifat’a, Ezra Pound, John Berger, Seamus Heaney, Li Po gibi dünya edebiyatının dev isimlerinden şiirindeki vınlamaya, Hafız Burhan’dan Takfor’un meyhanesine, William Blake’in kaplanlarından Gezi Direnişi’ne…

Mahir Ünsal Eriş’ten yeni öyküler: “Olduğu Kadar Güzeldik”

Geçen seneki Ferdili ilk hikâye kitabıyla geniş bir okur kitlesine kavuşan “afili filinta”, yine İletişim’den çıkan ikinci hikâye kitabında bu sefer de Yıldız Tilbe’ye selâm çakıyor, kendini bozkırda rahat hisseden sahil hikâyelerini sürdürüyor.

Defne Sandalcı’dan “Ah!”

‘80’lerden bu yana, Beyaz’dan Nisan’a, Feminist’e, Kara Mecmua’ya, Türkiye’nin yüzakı dergilerinde her bakımdan “yeni” yazılarına rastlanırdı. Uzun süredir imzasını görmezken, olması icap eden oldu, ilk kitabı “Ah!” Metis’ten çıktı. Şiir desek değil, düzyazı fazla kuru, deneme hâşâ. İncecik bir kitap ama, içi tuğla.

Edebiyat Gardırobu: Oblomov’un hırkası

Ne zaman askıya asılsa dik duramayıp, bir yolunu bulup askıdan sıyrılan ve Edebiyat Gardırobu’nun raflarına boylu boyunca yayılan Oblomov hırkasını yerinden kaldırıp huzurunuza çıkarmak zor oldu.