Express 128

Meram: 12 Eylül Ve 28 Şubat “yargılanıyor”
Bir Recep şakası

Manzara: 4+4+4: İşletme, iktisat, ilahiyat; futbolumuzun resmi olarak Emre Belözoğlu; Hey Tekstil’de üstün hizmetler; Teşvik Yasası ve iş cinayetleri; AKP’nin merkeziyetçiliği ve belediyeler

Şehir Hatları: Barcelona: Fırtına bastırırken / New York: Kaymak tabakadan kes! / Nicosia / Lefkoşa: Google Map’te bir garip tampon bölge

Ercan Kanar’la KCK davaları, 12 Eylül’ün yargılanması ve hukuk rejimi
Engizisyon hukuku

Yargılanmaya başlayan 12 Eylül ne kadar uzağımızda? Dışındaysak tabii. Hâlâ içinde olmadığımız söylenebilir mi?12 Eylül bütün kurumlarıyla, mekanizmalarıyla tıkır tıkır işlemiyor mu? DGM’lerin halefi Özel Yetkili Mahkemeler’de görülen KCK davaları bu durumun en temsilî örneği değil mi? İçinde yaşadığımız hukuksuzluğun hukuk dilindeki karşılığı nedir? 1970’lerden bugüne hak-hukuk mücadelesinin ön saflarında yer alan Ercan Kanar’ı dinliyoruz…

KCK sanığı Ragıp Zarakolu’yla Kandıra F Tipi Cezaevi’nde hasbıhal
Bir tek kafamıza bandrol vurmadıkları kaldı!

Ragıp Zarakolu’nu cezaevinde ziyaret ettiğimizde mahkeme henüz iddianameyi kabul etmemişti. Dolayısıyla, hakkındaki suçlamalar hakkında bilgi sahibi değildi. İzlenimlerimizi, notlarımızı yazıya dökmeyi bitirmiştik ki, güzel haber geldi: Aralarında Ragıp Zarakolu’nun da olduğu15 KCK sanığı tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Sevindik tabii, sevinilmez mi? Ama tam da Nasreddin Hoca’nın fıkrası gibi… Ve sorular bütün ağırlıklarıyla ortada duruyor: Niye tutuklandılar, niye yargılanıyorlar? Yalnız onlar değil, binlerce KCK sanığı… Bu davaların hukukî değil, siyasî olduğu sağır sultanın malûmu. Yargının siyasî iktidarın emrine bu denli amadeliği 12 Eylül rejimiyle yarışıyor… Kandıra F Tipi Cezaevi’ne, Ragıp Zarakolu’na bağlanıyoruz.

KCK sanığı Deniz Zarakolu’yla Kandıra F Tipi Cezaevi’nde hasbıhal
Komik, ironik, öğretici

Söz sırası oğul Zarakolu’da: “Otuz yıl önce bizimkiler Metris’teydi ve ben ziyaretçiydim, otuz yıl sonra yine Metris’teydim ve bu kez tutukluydum. Hiçbir şeyin değişmediğini görmek üzücü. Fakat ailemin yollarının nereden geçtiğini bizzat görmek açısından da öğretici.” Metris’ten Edirne F Tipi’ne, oradan da kendi isteğiyle Kandıra F Tipi’ne nakledilen ve babasıyla aynı hücreyi paylaşan Deniz Zarakolu’nu dinliyoruz…

Suriye krizi: Bir “iç mesele” ve bölgesel bir bilek güreşi
Tavşan, ayı ve tilki meseli

Daha iki yıl önce Suriye’yle Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Anlaşması yapan, Esad’la canciğer kuzu sarması olan AKP hükümetinin Şam’a savaş narası atması neyin nesi? “Demokrasi havariliği” ve “ABD taşeronluğu” mu, yoksa Suriyeli Kürtlerin olası “demokratik özerklik”lerinin önünü kesmek ve Müslüman Kardeşler öncülüğündeki İslâmî iktidarın yolunu döşemek mi? Hepsi aynı kapıya mı çıkıyor? Öyle ya da böyle, futbol yorumcularının hep dediği gibi, “maç rakiple oynanır”. O halde, sahadaki oyunculara ve oyun planlarına yakından bakalım. AKP’nin hesabı tutar mı, iki seksen yatar mı, görmeye çalışalım.

Suriye Yerel Koordinasyon Komiteleri Siyasî Büro üyesi Menhal Beriş
İsyan al-medenî

Suriye’deki ayaklanmanın başlamasının üzerinden bir yılı aşkın zaman geçtiği halde, yapılan yorumlar, sosyal ve siyasal güç ilişkilerinin karmaşıklığını yansıtmak, yeni toplumsal aktörleri ve bu sürecin yol açtığı toplumsal dönüşümleri öne çıkarmaktan ziyade jeostrateji ve uluslararası ilişkiler perspektifine sıkışmış durumda. Bu dar bakışın dışına çıkarak ülkedeki halk hareketinin oluşumunu, örgütlenme biçimini, taleplerini “içerden” görmek üzere Suriye yerel Koordinasyon Komiteleri’nin sözcülerinden Menhal Beriş’e bağlanıyoruz…

Halkevleri 80 yaşında
Sınıf ekseninde hak mücadelesi

Halkevleri, 80. kuruluş yıldönümünü İstanbul’da, tıklım tıklım dolan Sinan Erdem Spor Salonu’nda kutladı. Dev bir Metin Lokumcu posterinin asılı olduğu salonda Halkevleri, Hopa olaylarından itibaren her alanda karşısına çıkan AKP zorbalığına karşı bir gövde gösterisi yaptı. Peki, bugünün Halkevleri’ni 1932’nin Kemalist projesine bağlamak mümkün mü, Halkevleri’nin 12 Eylül Davası’na yaklaşımı nasıl, temel haklar mücadelesi Halkevleri’ni nasıl etkiledi? Halkevleri Genel Başkan Yardımcısı Samut Karabulut’u dinliyoruz.

Kaybedenler Kulübü’nün görkemli üyesi Behzat Ç.
Galiptir bu yolda mağlup

Önce romanı “Her Temas İz Bırakır” dikkatimizi celbetmişti. Diziye dönüşünce isabet dedik. Ve dizinin giderek bir vakaya, bir külte dönüşmesine şahit olduk.. İkinci sezon tam gaz sürerken soralım: Derin devlet işlerinden kentsel dönüşüme, Hrant Dink cinayetinden kot kumlama işçilerine, hemen her toplumsal meseleye bir ucundan dokunan bu başkomiserin nesini seviyoruz? Daha önemlisi, bir sevda varsa ortada, sevenleri açısından bu ne anlama geliyor? Behzat Ç, sağolsun, bir sürü soru sorduruyor…

28 Nisan Dünya Çalışma Kurbanları Yas Günü
Büyüme şehitleri

Artık “çalışma suçları”ndan bahsetmek gerekiyor. Her gün işyerlerinde işverenlerce çalışma suçları” işleniyor ve çoğu zaman bunlar cezasız kalıyor. Türkiye henüz İtalya’daki gibi hissedar genel müdürlerin doğrudan ceza aldığı iş kazası davaları göremedi. Ama görecek!

Walter Benjamin Çerkezköy’de
Trexta’da neye kılıf üretiliyor?

Asgari ücret üçe bölünerek ödeniyor, fazla mesai mecburî, yemek molası yarım saat, iş kazası geçiren mağdur değil suçlu, yıllık izin hakkı yok, kreş yok… Burası Nokia, Blackberry ve Apple ürünlerine afili kılıflar üreten Trexta fabrikası…

Yücel Demirer’le “Tören, Simge, Siyaset” üzerine
Newroz ateşinden Nevruz’un icadına

Newroz’u “terörist bayramı” olarak yaftalayan devlet, kitlesel kutlamalara engel olamayınca, Nevruz’u icat etti. Ancak, Nevruz arzulanan etkiyi yaratmazken Newroz giderek etki alanını genişletti. Artık Suriye, İran ve Irak’taki Kürtler de Newroz’u bir direniş bayramı olarak kutluyor. Arap coğrafyasındaki “baharı”, destekleyen AKP, Kürtlerin bahar bayramını engellemek için elinden geleni ardına koymadı. Biber gazı, cop, mermi İstanbul’daki Newroz’u gölgeledi: Bir BDP’li hayatını kaybetti. Gelgelelim, devlet zoru Diyarbakır’da hükümsüz kaldı. Tüm engellemelere rağmen yüz binlerce insan barikatları yıkarak Newroz alanına girdi, eğlendi, taleplerini dile getirdi. 2012’nin Newroz’u üzerinden devletin ve Kürt hareketinin verdiği mesajlar, önümüzdeki günleriçin ne işaretler veriyor? Newroz ve Nevruz politik mesajlar mecrasına nasıl dönüştü? Yücel Demirer’i dinliyoruz.

Mavi Daktilo:
On yılda on AKP negatifi —Haki Kemalizmden Yeşil Kemalizme

İktidara gelişinin onuncu yılında AKP’den on siyah görüntü. Bir dönüşüm/değişim sürecinin on basamaklı öyküsü. Aslında albümde ondan fazla fotografi var, ama sizin için seçtiklerimiz…

Radyo Express

Fransa Cumhurbaşkanlığı seçimleri: Kızılların dönüşü
Kamuoyu yoklamaları Sarkozy’nin suyunun ısındığını gösteriyor. Eğer olağandışı gelişmeler olmazsa, Sosyalist Parti’nin adayı François Hollande seçimlerin sonunda Fransa’nın yeni cumhurbaşkanı olacak. Ancak olası zaferi kendi meziyetleriyle değil, Fransızların nefret objesi haline gelen Sarkozy sayesinde kazanacağı da belli. Bu seçimlerin asıl sürprizi, gelirse solun solundan gelecek. Jean-Luc Mélenchon liderliğinde birleşip geniş bir cephe oluşturan radikal sol, oy patlaması yaparak üçüncü parti olmaya hazırlanıyor. Maşallah diyelim, nazar değmesin…

Gıda Krizi: Arazi kapatmaları artıyor
En son Fransız SocFin şirketinin Sierra Leone’de kauçuk ve palmiye yağı üretimi için 6500 hektarlık devasa tarım arazisini ele geçirmesiyle “arazi kapatmaları” (land grabbing) yeniden gündeme geldi. Uluslararası Arazi Koalisyonu’nun (ILC) 2011’de yayınladığı rapor 2000-2010 arasında 203 milyon hektar arazinin satın alma veya uzun vadeli kiralama yoluyla uluslararası sermayenin kontrolüne geçtiğini belirtiyor. Bu alan Britanya yüzölçümünün sekiz katı. Yeni bir küresel gıda krizini tetikleyen bu saldırıya yakından bakalım…

İtalya’da yirmi yıl sonra “Temiz Eller Operasyonu”, İtalyan kapitalizmi ve İkinci Cumhuriyet’in ibretlik öyküsü
Ekonomik krizin çalkantıları siyaseti değiştiriyor. İtalya’nın son yirmi yılına damgasını vuran Berlusconi yerini sermayenin yeni gözdesi “Süper” Monti’ye bıraktı. Avrupa’nın Yunanistan’dan sonra ikinci teknokrat hükümeti, getirdiği sert tedbirlerle İtalyan kapitalizmini temize çekmeye çalışıyor. Halbuki Berlusconi’nin temsil ettiği İkinci Cumhuriyet’in de biricik iddiası geçmişin kirli idarecilerinden kurtulmak ve yeni bir sistem yaratmaktı. Temiz Eller Operasyonu’nun dillerden düşmeyen sloganı “normalleşme” nasıl oldu da ortadan kaldırmayı hedeflediği siyasal mimarînin yeniden inşasına hizmet etti? Perry Anderson, üç yıl önceki makalesinde, “demokratikleşme”, “normalleşme” gibi mefhumların bu bağlamda ne anlama geldiğini açığa kavuştururken İtalya’dan onyıllar sonra başlattığımız tartışmalara ve “ileri demokrasi”ye ışık tutuyor…

Kozmomilitan
Varlık ya da Oluş: Süreç fikri
Tahrir Meydanı’ndaki Mısırlı “yaşadığımı hissediyorum” diye bağırıyordu. Egemenler, kendi çizdikleri yoldan başka bir yolun imkansız olduğunu dayatarak, insan bedenindeki aktif duygulanımların da ölmesini istiyorlar –katliamdan farkı yok. Egemenlerin doğallığını kabul etmeyen “süreç fikri” bizlere aktif yaratıcı güçlerimizi iade ediyor; “yaşadığımızı hissediyoruz.”

Duygulanım Siyaseti: Kederi politikleştirmek
Özgürleştirici bir eylemin ardından, eylem istenci yerini beklentilere, pasif duygulanımlara ve kedere bırakıyor. Eyleme gücü, düşünce gücü, kahkaha atma gücü kederli duygulanımlarla bizlerden uzaklaştıkça, başka dünyaların imkanları da ufuklarımızdan siliniyor. Colectivo Situaciones kedere nasıl direneceğimizi ve gücümüzü nasıl yeniden elde edeceğimizi tartışıyor.

Müzik Dolabı: Yeni albümleriyle Replikas, M. Ward, Lee Ranaldo, Erkan Oğur