Express 133

 Meram 133: İmralı Süreci, Chavez, Müslüm Gürses

Fener taraftarı, 1990’larda birkaç sezon art arda kaçan şampiyonlukların hesabını sormak üzere yönetime şu tezahüratı yapıyordu, 14 sene şampiyon olamayan Galatasaray’a referansla: “Yapmayın bize laga luga çene / Beklemeyiz biz 14 sene…” “İmralı Tutanakları” yorumlarını ekranlarda ve köşelerde seyrederken o tezahürat dolandı dilimize. Ne çok laga luga çene… Peki, netice?

ÇHD üyesi avukatlar anlatıyor

Çağdaş Hukukçular Derneği ve Halkın Hukuk Bürosu özel tim polisleri tarafından basıldı, belgelerine, bilgisayarlarına el kondu, dokuz avukat tutuklandı. Suçlama standart, terör örgütü üyeliği. Büyük medyanın bir kez daha operasyonu yürüten Emniyet’in ağzından konuşmayı tercih ettiği süreçte “11 çelik kapı, kozmik oda” gibi magazinel yalanlar çokça duyuldu. Söz sırası tutuklu avukatlarda: Taylan Tanay, Güçlü Sevimli ve Selçuk Kozağaçlı anlatıyor.

Barış Ünlü’yle “Türklüğün Halleri” üzerine

Hem “her türlü milliyetçiliği ayakları altına alan”, hem “tek millet, tek bayrak, tek dil, tek din” diye kükreyen Erdoğan, hâlâ ulusalcılığa “milliyetçi olmayan” bir mantık kılıfı bulmaya çalışan CHP, sonra MHP, hatta “bir kısım sol”… Yurttan Sesler korosu… Eserin adıysa “Türklüğün halleri”. “Türklük Sözleşmesi”ne dair çalışmalarıyla dikkat çeken Barış Ünlü’ye teybimizi uzattık.

İmralı Süreci ve AKP’nin yeni stratejisi

Zaman yazarı İhsan Dağı şöyle diyordu: “Öcalan çözümün mü aktörü olacak, yoksa ‘bu taraf’ta (milliyetçi-devletçi cephede) yeni bir blokun inşasının çimentosu mu olacak, yakında anlaşılacaktır. Ama her durumda, siyasetin Erdoğan ve Öcalan arasında kilitlendiği bir Türkiye’de galip bellidir: Erdoğan.” Acaba? “Acaba”sı şu: Galip hakikaten belli mi? Dahası, Kürt hareketi siyasetin oraya kilitlenmesine seyirci kalır mı? Ve asıl önemlisi, Osmanlı’nın “hilâl taktiği” bu saatten sonra söker mi? Bu sorularla birlikte müzakere sürecine ve “İmralı tutanakları”na yakın plan yaptık…

Kolombiya ve Filipinler’de Barış Süreci

Oslo görüşmeleri, Kürt açılımı derken İmralı sürecine kadar ulaştık. Benzer “barış süreci” Kolombiya ve Filipinler’den de geldi. Kolombiya hükümeti ile Marksist FARC gerillaları arasındaki müzakereler gene Oslo’da yapılan toplantıyla başladı. 1964’ten beri süren içsavaşın sona ermesi, bütün Latin Amerika’yı etkileyecek bir gelişme olduğu kadar, ABD’nin “arka bahçe” olarak bölgedeki Amerikan politikalarında köklü bir değişiklik anlamına geliyor. Filipinler hükümeti ile 40 yıldır bağımsızlık mücadelesi veren Moro İslâmî Kurtuluş Cephesi arasında da “müzakere masası”na oturuldu. Her şey yolunda giderse, 2016’da, Müslüman azınlığın yaşadığı güney kesiminde Bangsamoro özerk yönetimi kurulacak. Dünyadaki “süreç”lere bakıyoruz…

Bir sürgünün portresi: Berxwedan Yaruk

20’li yaşlarının başında, Diyarbakır’da DTP’nin gençlik çalışmalarında mimlenip gözaltına alınıyor. Sonra da arkası geliyor: DİHA’da, Azadîya Welat’ta, ANF’de… Tehditlere, işkencelere rağmen, gazetecilik yapmaktan geri durmuyor. Fakat, nihayetinde bıçak kemiğe dayanıyor. 2013’te, karşılaştığı baskılar ve hakkında açılan davalar nedeniyle İsveç’e sığınıyor. Berxwedan Yaruk’un şahsında bir halkın ve bir kuşağın hikâyesini dinliyoruz…

2013’ün ekonomi-politiği

Bir yönüyle, evet, şu âna kadar kriz “teğet” geçti, ama başka alanlarda olduğu gibi ekonomide de bir “tersine dünya” kuran, kendi hesap tekniklerini dayatan AKP’nin çerçevesinden sıyrılınca Türkiye’nin bugünü ve yakın geleceği gazete sayfalarında anlatıldığı gibi pek öyle sağlam görünmüyor. Ekonomi analizlerinde üç büyük parametre, büyüme, cari açık ve enflasyon açısından bakıldığında Türkiye’nin gerçek resmi ne? Mustafa Sönmez anlatıyor.

Torlak Kemal Cargill’e karşı

Kemal Kapar’ın bahtına düşen işten çıkarılma. Gerekçe “performans düşüklüğü”, sebep Cargill bünyesine sendika sokmak. Ama Torlak Kemal lâkaplı Karpar ve arkadaşları pes etmiyor. Orhangazi’deki nitelikli tarım arazisi üzerinde bir gecede çıkıveren “Cargill Yasası” sayesinde kurulan tesisinin ve şirketin İstanbul’daki merkezinin önünde işçilerin direnişi sürüyor. Kemal Kapar’ı dinledik.

Pınar Selek Davası: Hukukun Yok Alanı

Türlü çeşit hukuk katliamıyla dolu torba davalar bir yana, Türkiye’nin bir sürü sembol davası da var. Hrant Dink Davası gibi mesela. Pınar Selek’in başına örülen çorap bunlardan biri. Denklem basit: Üç beraat eşittir bir müebbet. Peki bu fasit daire boyunca hukuk siyasal alanla nasıl bir ilişki kuruyor, nasıl bir “hakikat rejimi” tesis ediyor, Pınar Selek neden hedef tahtasına konuyor? İshak Eren anlatıyor.

Sümerpark mucizesi

Diyarbakır’da bir mucize yaşanıyor. Lafın gelişi değil, sözlük anlamıyla. Mucizenin adı Sümerpark. Böyle bir ufuk, böyle bir kararlılık, “kamu” kavramının bu denli gerçekçi, bu denli kapsayıcı bir anlayışla hayata geçirilmesi… Hele bir de Güneş Evi var ki, parmak ısırtıcı. “Nasıl oluyor da oluyor” kalıbını pozitif mânâda söyleten Sümerpark’ta dolaşıyoruz…

Petrol-İş Kadın dergisi 10 yaşında

Sınıf mücadelesiyle kadın hareketinin buluşma adreslerinden Petrol-İş Kadın dergisi, Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde onuncu yaşını kutladı. Derginin yayın yönetmeni Necla Akgökçe’yi dinledik.

Chavez’in ardından: Viva Zapata!

Zamanımızın en büyük devrimci önderi Chavez, “karnaval gibi” bir cenaze töreniyle uğurlandı. Venezuela halkı o gün acıyı bal eğledi. Caracas’ı inleten sloganı bir de buradan haykırıyoruz: “Chavez yaşıyor, devrim sürüyor!”

Stéphane Hessel’in ardından

35’ten fazla ülkede dört buçuk milyondan fazla satan “Öfkelenin!” (Indignez-Vous!) kitabının yazarı Stéphane Hessel 95 yaşında hayata gözlerini yumdu. Hessel, 2011 mayısında İspanya’nın onlarca şehrinde sokaklara, meydanlara inen ve “Öfkeliler” (Los Indignados) olarak tanınan kalabalıkların isim babası sayılabilir. Meydanlarda yaşayan Hessel’i uğurluyoruz…

Müslüm Gürses’in ardından: Oooof of…

Neşet Ertaş’ın vefatında, Ahmet Kaya’nın anılmasında neler olduysa, Müslüm Gürses’in son yolculuğunda onlar oldu. Fatihler her kaleyi zaptetmeye kararlı. Ama bu kaleler karton medya değil ki zaptedilebilsin, teslim alındı sanıldığında şarkılar kopup geliyor. “Yakarsa dünyayı garipler yakar”lı, “Bizi bu fark yaraları öldürür”lü, “Yaşamadan ölmeye itirazım var”lı şarkılar… Müslüm Gürses’in anısı önünde saygıyla eğiliyor, “Yaşanacak Gibi Değil” ve “Hayat Berbat”la uğurluyoruz.

Mavi Daktilo: “Güzel Kadınla Hayvan”

Ragıp Duran’dan Fransız köşeyazarı Marcela Iacub’un “siyasî, felsefî, edebî, seksî” romanı üzerine…