Express 139 (Kasım-Aralık 2013 / Özel Sayı)

HDP olağanüstü kongresinden notlar: Bu daha başlangıç

Halkların Demokratik Partisi “Umuda Yolculuk” bayrağıyla yola koyuldu. Peki, pusula? Öne çıkan sloganlardan üçünü alfabetik sıraya dizince cevap da ortaya çıkıyor: “Bu daha başlangıç”… “Her yer Taksim, her yer Lice”… “Mahir, Hüseyin, Ulaş”… Express HDP kongresinden bildiriyor…

HDP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel: Ok yaydan çıktı

HDP’nin eşbaşkanı Sebahat Tuncel böyle diyor. Doğru söze ne denir? Şu eklenebilir: Ok da iyi, yay da. Ama hedefe ulaşması zaman alacağı gibi, esintinin yönüne ve gücüne bağlı. Çıkış noktasında her ikisi de lehte gibi görünüyor. 21 Mart’taki tarihî açıklama ve yaklaşık iki ay sonraki Gezi isyanı, yöne ve güce dair iyimser beklentiler yaratıyor. Ve elbette o iyimserliği gölgeleyen göstergeler de mevcut. Tuncel’i dinliyoruz…

HDP Eşbaşkanı Ertuğrul Kürkçü: Devrimci ısrar

“Geçmişi geleceğe bağlamak için…” Ertuğrul Kürkçü HDP kongresinde yaptığı konuşmada eşbaşkanlığı üstlenişini böyle tanımladı. Bu, HDP’nin de görev tanımı aslında. Ve bu tanımda aslolan o “bağ”. Söz konusu bağ, henüz hemhal olmayan, ama eşyanın tabiatı gereği birbirini içeren iki “hadise”: Kürt hareketi ve Gezi direnişi. HDP bu iki hadiseyi hemhal ederek geçmişteki mücadeleleri geleceğin ufkuna bağlamanın önünü açabilir mi? Ertuğrul Kürkçü’ye bağlanıyoruz…

Sırrı Süreyya Önder’le Gezi’den HDP’ye

“Direnişin işaret fişeği, Sırrı Süreyya Önder’in 28 Mayıs sabahı Gezi Parkı’na taarruz eden vandalizme bedenini siper etmesiydi.” Gezi özel sayımızda, Önder’in “Bildiğimiz siyasetin sonu” başlıklı yazısının sunuşuna böyle başlamıştık. Gezi’den beş ay sonra HDP kuruldu, BDP’den HDP’ye geçen Önder’in İBB başkanlığına adaylığı gündem oldu. “Yeni siyaset” özel sayımızı Önder’e bağlanarak bitiriyoruz.

Siyasal durum ve toplumsal muhalefetin rotası

ODTÜ’deki öğrencilik günlerinden bugüne, hayatını ve uzmanlığını sosyalist mücadeleye vakfeden, yazdığı yirmi küsur kitabın son ikisi demokratik özerklik ve Gezi direnişi üzerine olan Mustafa Sönmez’e, “özel sayımızın konusu Gezi ve Kürt hareketi” dedik, şaka yollu ekledik: “Bir manifesto yazsan ne yazardın?” Elcevap: “Birleşik mücadele”nin yapıtaşları…

Sınıf mücadelesinden ekolojiye: Hareketler nasıl ortaklaşır?

HES yıkıcılığının, termik şiddetinin, nükleer ısrarının yanısıra 3. Köprü’süyle, Marmaray’ıyla neoliberal kalkınmacılık gemi azıya almışken, ekolojist siyaset, hayatımızın tam orta yerinde duruyor. Bir yandan da kırda, kentte mülksüzleşme ve elbette direniş devam ediyor. Peki bu direnişler nasıl ortaklaşacak, olgunlaşacak? Ankara Üniversitesi SBF Kent ve Çevre Kürsüsü’nden Prof. Dr. Aykut Çoban’la bu sorunun cevabını aradık…

“Devlet-i âlî”nin idare sanatı ve “demokratik açılım” cambazlıkları

Kürt sorunu, Alevî sorunu, Ermeni sorunu… Uzayıp giden bir liste… Sorunların adı değişse de, temel sebepler ve âlî devletin sorunları “halletme” tarzı değişmiyor. Türkiye üzerine çalışmalarıyla tanınan Berlin Freie Üniversitesi öğretim üyesi Bilgin Ayata’ya bağlanıyoruz…

Maurizio Lazzarato ile borç ekonomisi üzerine

Farklılıklar çok, saymakla bitmez: Sınıfsal, etnik, kültürel, dinsel, cinsel… Ama, bütün farklılıkları enine boyuna kesen bir müşterek var: Hepimiz borçluyuz, hepimiz rehin alınmış durumdayız. Niye böyle, buradan nereye? “Borçlu İnsanın Yaratılışı: Neoliberal Durum Üzerine Bir Deneme”nin yazarı Maurizio Lazzarato anlatıyor.

Massimo De Angelis ve Stavros Stavrides ile “müşterekler”

Müşterekler (İngilizcesiyle “commons”), bugünkü toplumsal hareketleri, direnç kanallarını, farklı muhalif unsurların buluşma kavşaklarını, toplumsal değerlerin ortak niteliğini anlamak açısından giderek daha çok başvurulan bir kavram. İngiltere ve Yunanistan’dan iki akademisyen, Massimo De Angelis ve Stavro Stavrides, ortak çalışmalarında da bu kavramı vurgulamak ve anlamını genişletmek için uğraş veriyor. Begüm Özden Fırat ve Göksun Yazıcı ise, bu söyleşiyi takip eden yazılarında, “müşterekler” kavramına “Gezi Direnişi’nin politik potansiyeli” üzerinden bakıyor.

“Özgürüm ama Mecburiyet Var”: Diyarbakırlı ve Muğlalı gençlerin hikâyesi

Son otuz yılın yükünü omuzlarında taşıyan Türk ve Kürt genç nüfus birbirini nasıl biliyor, nasıl tanıyor? 2011’de başladıkları sözlü tarih projesinde Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi Leyla Neyzi ve Haydar Darıcı benzer sorulardan yola çıkıp ortaklık ve ayrılıkları masaya yatırdı.

Kapitalizmden kurtuluşun Spinozacı imkânları

“Kapital” kursunun tamamlanmamış dersi, Spinoza’nın kapitalizmin arzu ve rıza yaratma yeteneğine dair tefekkürüyle işleniyor. Peki Spinoza’yı bugünün mücadele diline taşıyan nedir? Önde gelen Spinozacılardan Fréderic Lordon’un Türkçeye yeni çevrilen kitabı eşliğinde bakıyoruz.

Michael Hardt’la neoliberalizme karşı küresel direniş

Felsefecilere genellikle “ne yapmalı” diye sorulur, ama günümüzde “neler oluyor” diye sormak daha öğretici. Böyle sormak, sadece somut gelişmeler ve olaylara değil, teorik ve kavramsal hareketlerin durumuna da bakmamızı sağlayabiliyor. Antonio Negri ile birlikte yazdığı çığır açan kitaplardan tanıdığımız Amerikalı filozof Michael Hardt’a, 15 Ekim’de Museu Contemporani Barcelona’da yapılan söyleşide “neler oluyor” diye soruldu. Hardt dünyada son yıllarda olup bitenleri üç ana başlıkta yorumladı: 1) Tahrir’den Taksim’e mevcut Evrensel Mücadele Döngüsü; 2) Müşterekler kavramı ve son üç yıldaki hareketlerdeki rolü; 3) Borç ve borç mücadelesinin müşterekler tartışmasına yansımaları.

Étienne Balibar’la özne-yurttaş ve demokrasi üzerine

“Sandık”tan yerel yönetimlerin güçlendirilmesine, dönüp dolaşıp demokrasi tartışmasına geliyoruz. Ama hangi demokrasiyi kastediyoruz? Demokrasi, çatışmaları halının altına süpürerek bir “demokrasisizleştirme”ye yol açabilir, hatta tarihsel olarak yıkıcı çatışmaları körükleyerek tahtı sağlamlaştırıcı bir işlev kazanabilir mi? Türkiye’de de kitapları ve makaleleri yayınlanmış Fransız filozof Étienne Balibar’ın son yıllarda zihnini işgal eden sorular bu sularda dolaşıyor…

Alain Badiou’yla Gezi, “hadise” ve “yeni komünizm” üzerine

Gezi Direnişi özel sayımızın Meram’ında Alain Badiou’yu referans almıştık, çünkü o da Gezi’yi referans almıştı –daha doğrusu, “hadise” (event) olarak adlandırdığı teorik kavramsallaştırmanın ete kemiğe büründüğünü beyan etmişti. Güzel tesadüf, tam yeni siyaset özel sayısı yapmaya niyetlenmiştik ki, Badiou, İstanbul’a geldi…

X-FORUM

Gezi Direnişi: Orta sınıf isyanı mı, hak mücadelesi mi?

Gezi’nin devamı nasıl olacak diye bol bol düşüneceğimize göre, öncesine ve ilk günlere dönüp bakmakta fayda var. Kim neden oradaydı, kim neden sonradan geldi, cevabı o günlerde gizli…

HDP’de Gezici Kürtler ile Kürt Geziciler: Biji Gezi?

“Sorun kısa vadede üç-beş oy daha fazla kazanmak değil. Kürt meselesinin adil bir şekilde çözülmesi ve AKP’ye karşı ciddi, güçlü ve halkçı bir muhalefet rüzgârı estirmek…” Ragıp Duran’ın kaleminden…

AKP’nin İslâmcılığı ve Gezi’nin cevabı

On yılı aşkın iktidar tecrübesi ve inşa ettiği gözle görülür hegemonya neticesinde, AKP kendi tarihsel seyrinde nereye denk düşüyor? Siyasal İslâm geleneği AKP’nin ekonomi politikalarını, “eski rejim”in devletiyle kendini hemhal edişini acaba nasıl okuyor? “Sivil toplum”un AKP’sinin kendi geleneği ve iddiaları açısından seyrine Ayşe Çavdar’ın yazısıyla bakıyoruz…