Metin Kurt yalnızlığı

Kesmeşeker deplasmanda

 

Geçtiğimiz yıl yirminci senesini kutlayan Kesmeşeker, bu akşam Beyoğlu’nda Haymatlos sahnesine çıkıyor. Yedi yıl aradan sonra gelen yeni Kesmeşeker albümü “Doğdum Ben Memlekette” için Express’te yayınlanan yazıyla Kaptan ve mürettebatına selâm çakıyor, ayrıntılar inşallah önümüzdeki Bir+Bir’de diyoruz…

Cenk Taner’in kaptanlığında değişen kadrolarla yirmi yılı deviren Kesmeşeker, yeni albümünü yayınladı: “Doğdum Ben Memlekette”. Memlekette doğanlardan dördü, Cenk, Can Alper, Tansu Kızılırmak ve Emre Sarıtunalılar, yedi yıl sonra çıkan Kesmeşeker albümüne imza attı. Kapakta ise, yalnız Metin Kurt var. 11 şarkılık albümde gidip de dönmemek, gitmeyip burada kalmak ve derdiyle baş başa olmak başat meseleler. Deniz, gemi ve kaptan bu derde ortak olan araçlar.

Kesmeşeker, her daim iddialı olmasa da bir sözü olan ve tavrını sergileyen şarkılar yazdı. İroni, edebiyat, göndermeler şarkı sözlerinin içinde saklıydı. “Mr. Brown”dan “Failin Meçhulün”e, “Feridun Bey”den “Eyalet Çocukları”na, dünyada ve memlekette olan bitene dair bir bakış açısı tüm Kesmeşeker albümlerine sinmişti. Ayrıca bu memlekette doğup büyümenin her türlü sıkıntısı vardı o albümlerde; yoksulluk, öğrencilik dertleri, yolunu çizmenin telaşı, aşkı sürdürmenin merakı… Önceki albümlerde, değişen üyelerle kimi zaman sertleşen, kimi zaman melankolikleşen tarza rağmen, müzikal anlamda da Kes- meşeker’in bir çizgisi oluştu. Kimileri buna Kadıköy sound’u dese de –Cenk Taner’in çok benimsemediğini söyleyebiliriz, ki söyleşilerde biraz mesafeli durmaya çalışıyor o ta- nıma–, melodinin sözlerin önüne geçmediği, ama onu daha da anlamlı kıldığı bir sakinlik…

“Doğdum Ben Memlekette”, klişe bir tabir olabilir, ama yirmi yılın birikimiyle, tam bir olgunluk albümü gibi… Kesmeşeker tam da hep kullandığımız kelimeleri başka tür söyleyebilme gücüyle bizi kendine bağlamıyor mu?

Hem sözlerdeki politiklik, mesaj, samimiyet ve ironi, hem melodilerdeki rahatlık ve oturmuşluk, albüm boyunca akıp giden, ama iz bırakan bir tat sunuyor. Bu albümde, artık olmak istenenden ziyade olan durumun ifadesi var. İlk üç şarkı, albümün genel havasına uygun. “Atlar Dönmedi”, “Sıcak ve Kurak”, “Doğdum Ben Memlekette”; başka bir şehir, başka bir lisan bilmeyen bir neslin yürüyüşü gibi. “Bu dünyada aşıklardan çok acıkanlar var” diyen “Her Şey Sermaye İçin Sevgilim”, pazar günü sıkıntısına eşlik eden Pazar eleştirisi. “Benim Adım Ne?”, başkalarının keyfini beklemeyle günleri geçenlerin kendini arama derdi. “Eğ Başını Eğeceksen”, “Kent Ozanları” derlemesindeki boynu bükük akustik şarkının elektrikle diriltilmiş hali. Elektriğin gücü en çok “İsmail”de yükseliyor; “buradan bir kaçış var mıdır sence, bari rotayı söyle” diyerek yine yol yordam arıyor kendine. “Atlar Dönmedi”, “Kim Sessizse O Ağlasın”, yine isim vermeden bir Feridun Bey mecazı yapıyor sanki. “Metin Kurt Yalnızlığı” daha önce Express’te şarkının adını başlığına taşıyan bir yazının da gönderme yaptığı ve kapak fotoğrafıyla bütünleşen şarkı: “Çok yanlış biriydin, kula kulluk etmezdin.” Memleket ahvalinde, ceza sahasında bir başına kalanlar, kendi gibileri arayanlar, kendi yalnızlığıyla başkasını eşleştirenler için yeni bir motto. “Gittiğin Gün”, “sebepsiz hüzün hocam olur; öptüm ellerinden” sözü ile favorilerimizden. “Tezatlar Kitabı” ise akustiğiyle “İzin Vermedi Yalnızlık” çizgisine bağlıyor albümü.

Uçsuz bucaksız azınlığın sesi-nefesi Kesmeşeker, sevenlerini ihya eden bir albüme imza atmış onca zamanın ardından. Seviyoruz seni kaptan, seninleyiz!

Yavuz YıldırımExpress, sayı 125, Ocak 2012

Kesmeşeker – Doğdum Ben Memlekette (Ada)