Mosmor büyümenin “altınsız”ı: Yüzde 1…

 

2012 büyümesi yüzde 2,2 olarak açıklandı. Yüzde 4 büyüme hedeflenmişken böyle bir “çakılma”yı hazmetmekte zorlanıyor RTE ve şürekası… Mosmor oldular. Büyüme, yüzde 2,2 de değil aslında. Çünkü ortada altın makyajı var. İran’dan alınan doğalgazın ödemesini, ABD’nin sıkıştırmasıyla ithal altın külçelerle ödüyorlar ve bunun adını ihracat koydular 2012 boyunca. 2013’te de devam ediyor. Böyle yapılınca hem  dış ticaret çarpılıyor, hem cari açık. Ama bitmedi; olmayan ihracat, olmuş gibi gösterilince büyüme rakamı da şişirildi.

Ayıplı alanlar

Takip edenler biliyordur, İran’a altınla ödemenin ihracat ve büyüme gösterilmesine hocam Korkut Boratav ile yazılarımızda ısrarla  itiraz ettik ve gerçekleri süzüp kamuoyu ile paylaştık. TÜİK, “İran’a ödemeyi ihracattan ayıklamak benim işim değil” diyor. Ayrıca, büyüme hesaplarında bu yalancı ihracatı hesaba katmadıklarını iddia ediyor ama, ikna edici değil. Ama aynı TÜİK, önce “net hata noksan”daki kaynağı belirsiz dövizlerin bir kısmını “turizm geliri” sayarak cari açığı indirdi; turizm gelirlerini artırmakla “yerleşik olmayan hanehalkının harcamasını” da yükseltti ve millî gelire katkı yaptı. Ama, İran’a ödeme için yapılan altın dış ticaretinin cari açığa etkisine ne TÜİK ne de Merkez Bankası ilişti. Orası, sorunlu, makyajlı bir alan olarak duruyor. TÜİK , aynı şeyi büyümeyi hesaplarken yapmadığı için, o alan da şaibeli. İki makro ayıp!…

TABLOAltınla ödeme faktörünün devrede olduğu 2011 ve 2012’de döviz gelir ve giderleri bu ödemeden etkilendi. Dış ticareti şişiren altın toplamı, az buz değil: 14 milyar dolarBu, hem cari açığı düşük gösteriyor, hem de büyümeyi hormonlu yapıyor… 2012’de Türkiye’nin döviz gelir-gider farkı, yani cari açığı, altın ödemesi üstünden  6 milyar dolara yakın düşük gösterildi. Böyle bir ödeme olmasaydı, 2012’nin cari açığı, turizm geliri ile düzeltilmiş 46 milyar dolarlık halinden 52 milyar dolara çıkmış görünecekti ve 2012 millî gelirine oranı yaklaşık yüzde 7 olacaktı. Buna karşılık, altın ithalatı yapılmasaydı, 2011 cari açığı da bugünkü gibi 75 milyar dolar değil, 70 milyar dolar , 2011’in cari açığı da yüzde 9 olarak görünecekti.

Gelelim büyümeye etkilere… Büyüme, üretime göre ve harcamaya göre iki şekilde hesaplanırken altın meselesi, harcamaya göre GSYH tespitinde hesaplara giriyor. Ülkede üretilen mal ve hizmet anlamına gelen GSYH’nin ne kadarının yurt içinde (tüketim ve yatırım olarak) gerçekleştiğini hesapladıktan sonra, ne kadarının yurtdışında tüketildiğini hesaplamaya sıra geliyor. O nedenle ihraç ve ithal edilen mal ve hizmetleri analize katmak gerekiyor. İşte burada TÜİK, İran’a yapılan altınla ödemeyi ihracatmış gibi alarak, hiç ayıklamadan millî gelir hesaplarına katıyor.*

Ne kadarı hormonlu?

Döviz gelir ve giderlerinde altının payını hesapladıktan sonra, aynı ağırlıkları millî gelir hesaplarındaki “mal ve hizmet ihracı-ithali” kalemlerine uygulayınca, “altınsız GSYH”nın ne olduğu da ortaya çıkıyor. Altın faktörü, 2011 millî gelirinin hakkını yerken 2012 millî gelirini şişiriyor. 2011’in büyümesi, açıklandığı gibi yüzde 8,8 değil, yüzde 9,3 olmalı. Ama daha önemlisi, 2012’nin gerçek büyümesi. Onu da altın çapağından arıtınca, 2011’in değişen bazının da etkisiyle,  büyümenin yüzde 0,8’de kaldığı görülüyor. Yani açıklandığı gibi, altın çapaklı haliyle büyüme, yüzde 2,2 değil, yüzde 0,8. Bu, 9’dan 1’e dehşetli bir çakılma!…

Öte yandan, 2013’te altında Ocak-Şubat toplamında 1 milyar dolar ihracat, 1,7 milyar dolar ithalat gerçekleşti. Bu da demektir ki, İran’a altınla ödeme teranesi ve hile-hurda, bu yıl da sürecek.

Cari açıkta altın çapağı, millî gelirde altın çapağı… Bu iki makro büyüklükteki çarpıklığı eminim kısa sürede dış gözlemciler de fark edip gerçekleri resmî metinlerde görmek isteyeceklerdir. Bakalım, Türkiye ekonomisi üstüne ahkâm kesenler, altın gerçeğini görmezden gelmeye devam edecekler mi?

Mustafa Sönmez / mustafasonmez.net

* TÜİK, “stok değişimi” ile oynayarak fazlayı sterilize ettiğini yine açıklayacaktır. Sorumuz şudur: Neden böyle yollara giriyorsunuz, ödeme biçimindeki altını ayıklasanız da herkes gerçek cari açığı, ihracatı, büyümeyi bilse daha iyi değil mi?