Leonard Cohen’e veda: Muhteşem kaybetti

endisine müteşekkir olmaktan başka, bugün Cohen için ne söylesek az. Bir arkadaşımızın twitter’da dediği üzere, aramızdan ayrılışı, “dünya üzerinde konuşulan bir dil kaybolmuş gibi”. Şimdilik sözü eski bir dinleyicisine, bu acı haberin ardından hemen kaleme sarılan Ragıp Duran’a bırakalım… devamı

Paris-Marakeş Rallisi: Fosil kafalar iklimi kurtarır mı?

Bugünlerde (7-18 Kasım 2016) Fas’ın Marakeş kentinde 197 ülkenin katılımıyla toplanan COP22, küresel iklim değişikliğinin önüne geçme ve seragazı salımlarının azaltılması konusunda kısa vadede etkili olmayı hedefliyor. Ne kadar başarılı olunur, ayrı tartışma, ama başta kömür olmak üzere fosil enerji kaynaklarının terkedilmesi yolunda giderek yaygınlaşan küresel eğilimin Türkiye’deki karşılığını bu zirve sayesinde daha net görmek mümkün. Özet, demokrasi maceramız gibi: Herkes gider Mersin’e, biz gideriz tersine. Ama Türkiye’nin kapkaççı ve tehlikeli enerji politikalarına karşı mücadelenin zemini de yerküreye yayılmış bilincin ta kendisinde… devamı

Selahattin Demirtaş: Korku bulaşıcıysa cesaret de bulaşıcı

Artık her geçen gün daha kötüsüne uyanıyoruz. HDP’nin iki eşbaşkanı ve 10 milletvekilinin tutuklama istemiyle gözaltına alınması, parlamentoya, temsilî demokrasinin asgari ilkelerine, halk iradesine vurduğu darbeyle belki de en kötünün başlangıcı. Sözü siyasete girdiğinden beri barıştan ve bir arada yaşama azminden başka bir şey söylemeyen, HDP’nin diğer eşbaşkanı Figen Yüksekdağ ile beraber çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanan Selahattin Demirtaş’a bırakıyoruz. Express’in Kasım 2016 sayısından kısaltarak… devamı

10 Ekim: Devlet terörü kokteyli

2015’in 10 Ekim’inde Türkiye’nin gördüğü en büyük saldırılardan biriyle sarsıldık. Barış Mitingi için ülkenin dört bir yanından gelen ve Ankara Garı’nda toplanan insanların arasında kendini patlatan iki canlı bomba 107 canı aldı, geriye yüzlerce yaralı bıraktı. Salt şiddet gösterisinin ötesinde, 10 Ekim saldırısının açık bir mesajı da vardı: Barış için mücadeleyi bırakın! Bu büyük milâdın yıldönümünde, Express’in son sayısında Ertuğrul Kürkçü’yle yaptığımız söyleşinin ilgili bölümünü sunuyoruz. devamı

Giovanni Scognamillo’nun ardından: Boyutlar boyutlanıyor

Sinema tarihimizin vakanüvisi ve derinlikli analisti, bir Beyoğlu tarihçisi, vampirolog, fütürolog, gizembilimci… Çelebiliğin, kalenderliğin, tevazunun timsali… Uzun yıllar boyunca başlı başına bir sinema okulu vazifesi gören Giovanni Scognamillo’yu dün (8 Ekim) yitirdik. Üstadı Roll’un 57. sayısında yaptığımız blind-test’le uğurluyoruz… devamı

Kolombiya’da referandum: Barışa hayır!

Express matbaadayken Kolombiya referandum sonuçları geldi ve herkes gibi biz de ofsayta düşmüş olduk: Herkes gibi, biz de “hayır”ı aklımızın kıyısından geçirmiyorduk. Ama siyaset kendi doğasını hatırlattı, barış şartları az bir farkla da olsa reddedildi. Niye böyle oldu, buraya nereden gelindi, buradan nereye gidilebilir? Express’in 145. sayısına, İlker Aksu’nun yazısına bağlanıyoruz… devamı

Devlette yangın alarmı: “Olağanüstü devlet biçimi”

Dokunulmazlık tartışmalarından bu yana Meclis’in pasifleştirildiği ve Kanun Hükmünde Kararnamelerle etkisizleştirildiği ortamda, muhalefet bileşenleri –mevcut haliyle– parlamenter sistemden kurtarıcı çıkmayacağını, böyle bir beklentinin hüsran olacağını deneyimlemiş ve görmüştür. İktidar bloku içindeki rekabetin ve hesapların ülkeyi uçuruma doğru sürüklediği bir dönemde koşulların çağrısı o ünlü sözdedir: “Demokrasiyi parlamentarizm olmaksızın düşünmek zorundayız.” / KANSU YILDIRIM devamı

Medyanın işlemediği bazı konular, mesela: Peki biz neden aldatılmadık?

Büyük Türk medyası aradan bir ay geçmesine rağmen 15 Temmuz Darbe Girişimi’nin özüne ilişkin bir dizi temel bilgiyi hâlâ araştırıp bul(a)madı. Demokrasi şölenlerinin heyecanından olsa gerek, ortada hâlâ çok sayıda yanıtlanmamış soru var. Bir de, aldatıldık/kandırıldık meselesinde ters açı: Peki biz neden aldatılmadık biliyor musunuz? / RAGIP DURAN devamı

Darbe girişiminde medya

Gazetecilik / habercilik savaş ya da darbe girişimi ortamlarında normal zamanlara kıyasla daha da büyük önem ve değer kazanıyor. Ama gazeteciliğin / haberciliğin olmazsa olmaz birinci koşulu bağımsız ve özgür olmak! 15 Temmuz medyasını değerlendirme girişimi / denemesi… / RAGIP DURAN devamı

“Normalleşme” varyetesi: “Krizler” ve İsrail’le askerî-ekonomik ilişkiler

Sermaye sınıflarının birikim sürecini düzenlemek ve askerî-endüstriyel kompleksi beslemek zorunda olan İsrail ve Türkiye ilişkilerini hiçbir zaman normalleştirecek kadar anormalleştirmemiştir. Kesintisiz askerî ve ticarî ilişkileri sürdüren iki ülke bütün “kriz fenomenleri”nin vuku bulduğu dönemde (yıllar arası oynamalara karşı) ekonomik ilişkilerini elleri ovuşturacak memnuniyet seyrinde tutmayı başarmıştır. / KANSU YILDIRIM devamı

Euro 2016: Milliyetçiliğin, propagandanın ve paranın deplasman hezimeti

Türk Millî Takımı Euro 2016’dan hezimetle ayrıldı. Oysa ki egemen medya kamuoyunu başarıya hazırlamıştı. Kupayı alıp gelecektik! Takımımızın değeri çok yüksek idi. Milliyetçi ajitasyon-propaganda, para-pul, gaz hiçbir işe yaramadı. Üstelik şimdi kimse bu başarısızlığın sorumluluğunu üstlenmiyor… / RAGIP DURAN devamı

Gazze’den Sur’a “acil kamulaştırma”

Aylarca devam eden sokağa çıkma yasakları ve yasak biter bitmez el konulduğu muhtarlara bildirilip beton bloklarla çevrelenen hanlar, okullar, parklar, binalar, evler, mahalleler… Kamulaştırma’yla açıklanamayacak el koymaların imdadına nicedir tozlu raflarda duran başka bir yöntem koşuyor; bir yöntem ki, ne kamu yararı şartına hacet var ne de kamu’ya. Osmanlı’nın “Zararlı Cemiyet”ine devrettiği, Yeni Türkiye’nin İsrail’den tekrar, tam da iki ülke ilişkilerinin rayına oturma sinyali verdiği şimdilerde devraldığı mirası: Acele Kamulaştırma. / ERSELAN AKTAN devamı