Üç artniyetli proje ve sıkı bir video performans

Taksim Meydanı

 

Medyada ilk günden beri tartışılıyor. Daha 2009’da yapılan 1/5000 ölçekli Beyoğlu Koruma Amaçlı Nazım Planı’nda yer almayan bir garabet, “Taksim Projesi” geçtiğimiz günlerde yapılan 1/1000 ölçekli planda birden karşımızda belirdi. Ardından da planın detayları askıya çıktı. Plana göre Taksim Meydanı “yayalaştırılacak”, Taksim Gezisi’nin, halk arasındaki ismiyle Taksim Parkı’nın, yerine de 1940’da yıkılan Taksim Topçu kışlası inşa edilecek. Taksim makseminin, yani meydandaki eski su dağıtım kanallarının hemen arkasına Camii inşası inadı da berdevam. Merkezî bir zorlamayla İstanbullulara dayatılan bu planın esasen ne imâ ettiğini ve örgütlenme çağrısını http://www.taksimplatformu.org sitesinde ayrıntılarıyla bulabilirsiniz. Biz burada özetleyelim.

Proje gereği dalma ve çıkma tünelleriyle çevrelenecek boşatılmış Taksim meydanına yayaların ulaşımı zorlaşacak. Bakınız, Çağlayan ve Aksaray meydanları. 19. yüzyılda defalarca yanan, akabinde eklektik şekilde restore edilen, kent yaşamında hiçbir fonksiyonu bulunmayan, mimarî açıdan ehemmiyetsiz Topçu Kışlası’nın kötü bir taklidi Taksim civarının deprem sonrası tek toplanma mahalli olan parkı yok edecek. Böylece, Henri Prost’un 1937’de yaptığı nazım planda yer alan, Maçka vadisinden Taksim’e kadar uzanan, kent merkezinin en büyük parkının son parçası da yine bir muhafazakâr parti eliyle yok edilecek. Kışla bir-iki göstermelik kültür köşesi dışında zincir mağazacılığa amade edilecek. Böylece “tarihî” bir AVM’miz olacak. Yeraltına alınan trafik daha fazla aracı Taksim ve civarına çekecek. Yeraltı otoparklarıyla iğdiş edilecek Tarlabaşı Bulvarı’nın civarında trafik iyice tıkanacak. Otobüs durakları kaldırılıp yerine Taksim’den geçen otobüslerin sayısı arttırılacağına, yani planlama tabiriyle “ring seferler” hayata geçirileceğine, otobüs garı yer altına alınacak. Böylece inip çıkan İstanbullulara cefa çektirilecek, otobüslerin uzun süre Taksim civarında trafikte sıkışması söz konusu olacak. Anlamsız bir boşluğa dönecek geniş meydan muhtemelen, şirket tanıtımlarına, ayaklı reklamlara, çakma meddah gösterilerine, Karagöz ve Hacivat oyunlarına aynı anda evsahipliği yapacak.

Öte yandan, bu projeyi salt planlama kültürü yoksunluğu ya da naif bir AVM’cilik olarak tanımlamak geniş tabloyu es geçmek anlamına gelir. Zira, iktidarın sınıfsal, rantsal ve siyasal artniyetlerinin ve saldırılarının buluştuğu bir nokta Taksim projesi. Sınıfsal saldırının mahiyetini anlamak için projeyi Beyoğlu planı genel penceresinde değerlendirmek gerekiyor. 1/1000 ölçekli plandan da anlaşılacağı üzere, Beyoğlu dört yıldızlı otellerle dolu, Tarlabaşı ve Bedrettin mahallesi gibi kimi muhitlerin boşaltılarak “loft” ve “rezidanslaştığı”, diğer mahallelerin murad edilen kültür endüstrileri ve yeni nesil ticarethanelerle daha da insansızlaştırıldığı, küçük işletmelerin ruhsatlarına el konarak dışlandığı, belli başlı hanların ve tarihî yapıların büyük şirketler eliyle AVM’leştiği, orta-üst sınıf, glokal ve renksiz bir ilçeye çevrilmek isteniyor. Böylece, Taksim meydanının tekinsiz boşluğu, zaten Beyoğlu’na ulaşmaları iyice zorlaşacak İstanbullular üzerinde iyi tasarlanmış, denetimi kolay, Benthem’ın panopticon hapishanesivarî bir işleve sahip olacak. Projenin rantsal ayağı daha açık. İğneyle harita üzerinde işaretlesiniz İstanbul’un tam ağırlık merkezine düşen, belki de en değerli 38 bin metrekarelik bölümüne, yani parka, tarihi yeniden canlandırmak bahanesiyle el konacak. Proje aynı zamanda, iliğine kadar siyasal. Hem de sadece 1960’lardan beri temcit pilavı gibi karşımıza çıkan, Danıştay tarafından reddedilmiş, hakkında Şehir Plancıları Odası’nın da kazandığı “yürütmeyi durdurma” kararı bulunan cami projesinden dolayı da değil. Zira, Taksim meydanına giriş-çıkışların zorlaşması ve denetiminin kolaylaşmasıyla, başta 1 Mayıs kutlamaları olmak üzere, tüm gösteri ve protesto hakkımız yekten ortadan kaldırılmış olacak.

Bir taşla üç kuş vurmayı hedefleyen iktidara ve “yayalaştırma” kelimesinin cazibesine kapılanlara karşı örgütlenmek ve söz üretmek elzem. Geçtiğimiz günlerde Kayıtdışı ekibinin gerçekleştirdiği ve videoya çektiği bir performans meselenin özünü, net ve zekice anlatıyor. İstanbullu olmayan okurlarımıza söyleyelim. Performansın gerçekleştiği yer daldırma tünelleriyle aşağı alınacak Sıraselviler Caddesi’nin başı. Gelecekte insanların neler yaşayacağını birebir seyrediyoruz.