Jerry’siz Tom olmaz. Bir Jerry gider, öbürü gelir. Tom Jerry’leri önce var eder, sonra yok eder. Usame Bin Ladin de öyle oldu, Tom’un kerametiyle varoldu, gazabıyla yok oldu. Her Jerry gibi sonuna kadar direndi ama, her Jerry gibi de Tom’la aşık atmanın bedelini canıyla ödedi. Şimdi gelsin yeni Jerry.
Gelir mi? Zor. Bin Ladin “Son Jerry” idi denebilir pekâlâ. Zira, Tom’suz Jerry olmaz. Bu macerada Tom Amca Jerry’yi yok ederken “kendini de intihar etti”.
Kendini, yani onca yıldır dünya âleme vâzettiği söylemi: Usame’yi denize gömdükten sonra “adalet yerini bulmuştur” demek, Irak yalanlarına benzemez. Irak yalanları, söylemi ayakta tutmak, meşruiyeti sürdürmek için söylenmişti. Orada bir diktatör vardı, halkını inim inim inletiyordu. Dahası, küresel haydutluğa soyunmuştu: 11 Eylül katliamında parmak izleri, zulasında kitle imha silahları vardı. Demokrasi adına, adalet adına, barış adına, güvenlik adına ve elbette gölgelerin gücü adına katli vacipti.
Arada can veren bir milyonu aşkın Iraklı, askerî deyişle, “görev zayiatı”ydı. Üstelik bunu tek tabanca yapmıyordu Tom Amca. McLuhan kasabasının halkı arkasındaydı, en azından yarısı. En azından başlangıçta. Diğer yarısı, tescilli münafıklar yani, Tom Amca’nın yanında olmadıklarına göre, Irak Jerry’sinin yanındaydı. Bunu böyle diyenler her yerde vardı, Türkiye’deki Tom Amcacılar eksik kalacak değildi. O zevat Türkiye’nin iç siyasetinde de aynı aklı yürütüyordu, isimleri ve sıfatları Türkçeleştirerek tabii.
Mızrak çuvala sığmaz olunca işgalin ulvî kısmı sahiplenildi (“Neticeye bakalım, Irak’a demokrasi gelmedi mi?”), kirli kısmının faturası ise Sam Amca’nın karikatürüne kesildi, Tom Amca kulübesinden Beyaz Saray’a taşındı. İşte demokrasi, göbek adı Hüseyin olan bir siyah… Çok geçmeden hayat edebiyatı taklit etti, Tom Amca’nın aslında beyaz olduğu ortaya çıktı. Daha doğrusu, Beyaz Saray’da kim olursa olsun, ismi, cismi, rengi ne olursa olsun, Sam Amca’yı temsilen orada olduğu ayan beyan oldu.
Sam Amca’nın icabında “Kirli Harry” olduğu da malûm, ama Clint Eastwood’un perdede söylediğini ABD Başkanı’nın dünya kamuoyuna demeç olarak vermesini nasıl yorumlamalı?
“Adalet yerini buldu”: Kasabanın şerifi, bu sefer darağacı kurma zahmetine bile girmeden, haydudu –“teröristbaşı”nı– saklandığı yerde –“ininde”– kıstırdı ve “ölü olarak ele geçirdi”.
Apaçık bir yargısız infaz için Nobel Barış Ödüllü ABD Başkanı “adalet yerini buldu” diyorsa, şerif yıldızını nasıl taşıyacak? “Kirli Harry”nin polis rozeti taşıması her macerada tartışma konusu olurken, Tom Amca’nın yargısız infazı dünya siyaset sahnesinde ve de küresel kamuoyunda kabul görebilir mi? Ve bu meyanda “Kirli Harry” meşruiyet ve rıza üretebilir mi?
Siciline bakıp “bugüne kadar işlediği onca cürüme rağmen nasıl ürettiyse bundan sonra da üretir” denebilir tabii. Ama dünya da durduğu yerde durmuyor, hep söylendiği üzere “değişiyor”. Anti-Amerikan hissiyat gezegenin her köşesinde katlanarak büyüyor.
Dahası, bu hissiyatın çok derin olduğu İslâm coğrafyasında, ABD’ye hazırlop meşruiyet üreten cihad ideolojisi, 1990’larda ve 2000’lerin başında olduğu gibi toplumsal karşılık bulmuyor. Özellikle “Arap sokağı”nda Bin Ladin ve benzerlerinin söylemi eskisi gibi yankılanmıyor. Havanın döndüğü, rüzgârın genç bir Mısırlı gazetecinin 117. sayımızın kapağında naklettiğimiz ifadesiyle, “Allah-free revolution”dan yana esmeye başladığı görülüyor. O rüzgâr Jerry’leri de, Tom Amca’yı da, yerli-yabancı müttefiklerini de açmaza sürüklüyor. Tahrir Meydanı’nı hatırlayalım, Beyaz Saray’la Müslüman Kardeşler’in dut yemiş bülbül hallerini. Ve tabii Kaddafi’nin restini: “Ben gidersem El-Kaide gelir.” O restin blöf olduğunu bilmeyen var mıydı? Ama o blöf Sam Amca’nın Soğuk Savaş sonrasında kurduğu söylemi abese indirgeyerek miadının dolduğunu ifşa ediyordu.
Malûm, Berlin Duvarı’nın çöküşüyle birlikte “kızıl tehlike” söylemi rafa kalktı, yerini “terör / terörist” söylemi aldı. Her nevi silahlı mücadeleye aynı etiket yapıştırıldı. Bir ayrım vardı elbette: ABD ve müttefikleri lehindeki silahlı hareketler “özgürlük savaşçı”sıydı, aleyhindekilerse “terörist”. Değişen dengelere göre, dün “özgürlük savaşçısı” olan ertesi gün “terörist” olabiliyordu.
2011 itibarıyla bu söylemin geçer akçe olmadığı artık hemen herkesin malûmu. İngiltere’den İspanya’ya, Meksika’dan Irak’a, hükümetler “teröristler”le masaya oturup “silahlı mücadele”ye son verilmesinin şartlarını müzakere ediyor. Türkiye de kervana katıldı mecburen. Daha geçen hafta, NTV anahaberde eski MİT müsteşar yardımcısı, “Türkiye Ekseni: Tabular Yıkılıyor” adlı kitabın yazarı Cevat Öneş, PKK’den bahsederken “silahlı mücadele”, “PKK silahlı hareketi” diyordu. Ne oldu da PKK’ye “terör örgütü” demekten itinayla imtina ediyordu Öneş gibi “devletin içinden” bir isim?
“Parçalanmış Adalet”in yazarlarından Haluk İnanıcı, kendisiyle yaptığımız söyleşide terör söyleminin seyrini şöyle özetliyor:
“Siyasî suçlular için bulunan terimler, ezilenlerin-yönetilenlerin karşı mücadelesi sonunda bir süre sonra ‘suç izafe etmede’ yetersiz hale geliyor. Sol siyasî suçlular için kullanılan terimlerin yerlerini ‘terörist’e bırakmaları da önceki terimlerin artık bir ‘suç’ çağrıştırmamasındandır. Ancak, ‘terörist’ tanımından kurtulmamızın kolay olmayacağını görebiliyoruz. Tüm dünya, eski siyasî suçlama terimlerinin yerine keyfî olarak tanımlanabilecek, amorf bir kavram keşfetti. Terörist terimi önce dar bir çerçevede kullanılırken, artık çok geniş kapsama sahip. 21. yüzyıl mücadele tarihinin bir anlamda ‘terör / terörist’ tanımının genişlemesi / daralması ekseninde cereyan edeceğini söylemek kehanet olmaz. Bu kapsamı demokratik mücadelenin yönü tayin edecektir.”
Bize kalırsa, “terör / terörist” tanımının daralacağını söylemek kehanet olmaz. İki nedenle: Tom Amca’nın “adaleti”nin ne olduğu artık herkesin malûmu. “Geronimo” kod adlı Bin Ladin operasyonu, infaz ânında Beyaz Saray’daki görüntü ve “adalet yerini buldu” demeci, “Kirli Harry”liğin tescili oldu. ABD bundan sonra kime “terörist” diyebilir? Peki, yeni Jerry’ler yaratabilir mi? Ya da mevcut “Geronimo”ları Jerry’leştirebilir mi?
Tahrir meydanının ve Kürt hareketinin gösterdiği gibi, zamanın ruhu “sivil itaatsizlik”e çağırıyor.
“Son Jerry”nin ölümüyle “Tom & Jerry” faslı tarih oldu. Bundan böyle sahnede “Geronimo”ları göreceğiz. Zamanın ruhuna kulak veren “Geronimo”ları…